i love modaturkiye

4 Kasım 2011 Cuma

5 kasım

                "Remember remember the 5th of november".V
Bugün V nin günü bizim günümüz..Bugün unutulmaması gereken bir gün..Bir film..Bir ideoloji..Kimine göre anarşizt..Ama aslında o bir devrimci..Önder..Bir film ki insanlara yeni umutlar ekti..Pek çoğumuz V olmak istedik..Ben Evey olmak istedim..V ye yoldaş olmak isterdim..Onun dostu..
Ama çok diyeceğim bir şey yok.İçimde kocaman bir neşe ve umut var..
Burada Ajan Smith(V) ye teşekkürler..
5 kasımı unutmadık..

 Sol olara Valerinin mektubuyla bitirmek istiyorum..
"Bunun onların oyunlarından biri olmadığına seni ikna etmenin bir yolu yok ama bu umurumda değil. bu benden bir mesaj. adım valerie. çok fazla yaşayacağımı sanmıyorum ve birine hayatımı anlatmak istedim. bu, hayatımda yazma şansına sahip olduğum tek otobiyografi ve tanrım, onu bir tuvalet kağıdına yazıyorum.

1985 yılında nottingham'da doğdum. o yılları pek hatırlamıyorum ama yağmuru hatırlıyorum. büyükannemin tottle brook'ta bir çiftliği vardı ve bana tanrı'nın yağmurda saklı olduğunu söylerdi. ortaokul sınavlarını kazandım ve bir kız okuluna gittim. ilk kız arkadaşımla okulda tanıştım. adı sarah'ydı. beni çeken bilekleriydi. çok güzellerdi. birbirimizi ebediyen seveceğimizi sandım. öğretmenimizin insanların ergenlik çağındaki bazı isteklerini geride bıraktıklarını söylediğini hatırlıyorum. sarah öyle yaptı. ben yapmadım. 2002 yılında christina adında bir kıza aşık oldum. o yıl anne ve babama durumu itiraf ettim. chris orada elimi tutmasaydı bunu asla yapamazdım. babam bana bakmıyordu. bana evden gitmemi ve asla geri dönmememi söyledi. annem hiçbir şey söylemedi. ama ben onlara sadece gerçeği söylemiştim. bu çok mu bencilceydi? kişisel bütünlüğümüz, sahip olduğumuz tek şey ama çok az değer görüyor. en önemli yanımız o. ama sadece onun sınırları içinde özgürüz.

hayatımı nasıl yaşayacağımı her zaman biliyordum. ve 2015 yılında ilk filmim tuzlu arazi'de oynadım. bu hayatımın en önemli rolüydü, kariyerim açısından değil, ruth'la orada tanıştığım için. ilk öpüştüğümüzde onun dudaklarından başkasını bir daha öpmek istemediğimi biliyordum. birlikte londra'da küçük bir daireye taşındık. pencere önündeki saksımızda benim için scarlet carson gülleri yetiştirirdi. evimiz hep gül kokardı. onlar, hayatımın en güzel yıllarıydı. ama amerika'nın savaşı gittikçe kötüye gitti ve savaş londra'nın kapısına dayandı. bundan sonra gül olmadı hiç. hiç kimsenin hayatında.

kelimelerin anlamlarının nasıl değişmeye başladığını hatırlıyorum. "birliktelik" ve "ifade" gibi artık kullanılmayan kelimelerin tehdit oluşturduğunu ama öte yandan "milliyetçilik" ve "sadakat yasası" gibi kelimelerin güç kazandığını. "farklı"nın nasıl "tehlikeli"ye dönüştüğünü hatırlıyorum. bizden neden bu kadar nefret ettiklerini hala anlamıyorum. ruth'u alışveriş yaparken götürdüler. hayatımda hiç bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum. beni de almak için gelmeleri uzun sürmedi.

hayatımın böylesine berbat bir yerde noktalanacak olması garip geliyor. ama hayatımın üç yılı güllerle geçti ve kimseden özür dilemedim. burada öleceğim. vücudumun her bir parçası yok olacak. bir parçası hariç, hepsi. tek bir parça. küçük ama kırılgan, ama dünyada sahip olmaya değen tek parça. onu hiç kaybetmemeli ve vermemeliyiz. onu bizden almalarına izin vermemeliyiz. her kimsen bu yerden kaçmanı dilerim. umarım dünya değişir ve her şey iyiye gider. ama en çok şunu anlamanı umuyorum: seni tanımasam bile, ve seninle hiç karşılaşmasak, birlikte gülmesek, ağlamasak, seni öpmesem bile... seni seviyorum. seni tüm kalbimle seviyorum.''

valerie

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder