i love modaturkiye

29 Şubat 2012 Çarşamba

Benimle bir gün

Sabah 6 da alarmım iki kere çalıyor.Ama hayır uyanmak istemiyorum  ve 6:02 de kalkıyorum.Hemen aynaya bakıyorum..Nedense beyaz dişlerle aynaya sırıtmayı sabah sabah seviyorum.Çok düşünmeden giyiniyorum.Allık sürüyorum.Bu ruh beyazı görüntü hiç hoş olmuyor çünkü..Hemen her zaman açık olan bilgisayarıma yönelip rüya tabirlerine bakıyorum..
Saat 6:40 olmuş oluyor eşyalarımı topla yatağımı düzelt derken annem bangır bangır bağırıyor evde..Ve gidip yarım dilim ekmek üstüne bal ve değişmez ikilim peynir ve çay lüpletip."Anne geç kaldım" diyip dişlerimi fırçalıyorum.Dişlerimi fırçalarken de bir yandan bir şey unuttum mu acaba cüzdan çantamda mı diye istisnasız düşünüyorum ve hemen ona bakıyorum orada.Ohh! diyorum..
Bugün ne güzel tin tin yürüyeceğim geç kalmayacağım servise diyordum.Ama ne oldu?Annem kapıyı kilitlemiş ve anahtar ortada yok.Ve ben gene tazı gibi koştum.Her gün koşuyorum.Bacaklarım sağlam ve güçlü.
Ve aracımı yakaladım.Elalemin yanına iliştim.hemen koltuk arkadaşımı inceledim.Ellerine baktım tabiki.Elleri temiz mi ? Pisse binlerce senaryo yazacağım ziraa ama tanıdığım bir arkadaşım çıktı selamlaşıp öpüştük laboratuvar dersi varmış ona çalışıyor suskun bir tip bende konuşmuyorum suskun insanlarla yan yanayken bana da bulaştırıyorlar vebalarını....
Müzik dinleyerek uyudum her zamanki gibi..Saçma sapan şeyler görüyorum.
Arada dışarı baktım.Dışarısı karlı.Bıcıl bıcıl bembeyaz.Okula geldim dışarısı soğuk.Kitap alacağım kıza bakmak için hamle yapıyorum ve arkadaşımınaşkı yani benim belalım ile karşılaşıyorum.İç sesim "of sıçtım ya selam vermese" .."Selam günaydın " diyor "günaydın " diyorum "Şeyma gelecek mi?" diye devam ediyorum kıza ihtiyacım var kafa sallıyor.."Oh çok konuşmadı diye düşünüyorum .Telefonla konuşuyor içimden" inşallah manitasıdır ne olur allah'ım ne olur "diye düşünüyorum..Sınıfa gidiyorum..Tek başıma şarkı söylüyorum birileri gelince susuyorum.Şeyma geliyor kitap onda yokmuş.Gel başkasına soralım diyor gene o sınıfa gidiyoruz.Bana kal geliyor.Şeyma millete soruyor.Bu hemen atlıyor" bende var yarın getiririm" diyor ben "yok gerek yoktu ben başkasına sorardım "diyorum ama nafile getirecek besbelli..Sonra gün boyunca derste üstüne yani pantolonun tam ortasına kahve dökmüş serdar ile derste salak salak gülüşüyoruz "hocanın ayakkabısı amma da fiyakalı "diyorum" eee rektör yardımcısı adam olsun o kadar kadifeli" diyor.Hoca adımı çabuk öğrendi ..Adımı hep hatta tüm yazılarımı el yazısı yada doktor yazısı gibi yazdığımdan okumak zor.Oda o yüzden mecbur tek benim adımı öğrendi."işte söyledim" diyip seviniyor hoca.. Serdarın kışkırtmasıyla koca rektör yardımcısına "Hocam hangi takımlısınız?" diyorum..Kızmıyor gülüyor."Fenerliyim"diyor..Tahmin etmiştik diyoruz kendi aramızda..
Derse 4 saat var yaklaşık kafeye gidiyoruz.Bugün şanslıyım kız arkadaşımı baya yeniyorum tavlada.Yemekhanede de yemekler güzel bugün.Normalde hep midem bulanır.Serdar'da kickbox kursunu anlatıyor kızlar dövüş olaylarından tiksiniyorlar bense seviyorum dövüşmek her alanda kanımda var.
Yukarı çıkıyoruz kızlar beni arkadaşımınaşkından köşe bucak kaçırıyorlar ben anlıyorum.Farkındayım.Sessizim gün boyu çok konuşmadım ..İzliyorum..
Kızları hayretle izliyorum.1sene sonra hatırlamayacağı bir erkek için arkadaşını bu kadar yıpratan arkadaşıma.Beni aslında kullanıp sonradan ağlayan ve ona inanan diğer arkadaşıma bakıyorum.Onları dinliyorum sadece sessizce.Olaylara uzaktan bakıyorum.Ben orada değilim.Gene tavlada ben yendim.Derse gidiyoruz bu sefer başka bir arkadaşımla oturuyoruz.Ona yapamadığım matematik sorularını gösteriyorum o onları yapıyor.Diğer derse geçiyoruz.
Hiç tanımadığım,hayatta ilk defa gördüğüm ve bir daha görmemeyi dilediğim bir oğlan tutup yanıma oturuyor.Derste gereksizce benimle konuşmaya çalışıyor.Olmadığı halde kendini bana zeki gibi göstermeye çalışıyor ve tam bir fiyasko..Hocada sevmiyor onun saçma tutumlarını bende..Hocayla tek ortak kanımız bu gibi.Saçma yorumlar yapıyor.Bir şey söylemiş gibi laf geveliyor ve söylemiyor.Bense onu dinlemiyorum.
Ve çıkıyoruz zor zahmet araca biniyorum bir kızın yanına çantamı koyuyorum ama yanına oturamıyorum bende mühendislik fakültesinden bir abinin yanına geçiyorum..
2senedir gözümün aşikar olduğu biri..En son bizim oradan binen abi dediğimde okulda mühendislik hocası çıktığı için bununda hoca olma ihtimali var..Paramı çıkartıp elime alıyorum.Bir garip bakıyor."Hayırdır acep bir şeymi var ki" diye düşünürken paralar toplanmaya yakın ne göreyim o da bendenmiş meğer saatinin kordonuna parasını sıkıştırmış.Birazda şaşkın okulda kamuflaj giymiş bir kız görüyor tabii.Askeri üniforma gibi bir şey giydiğim gömlek seviyorum o gömleği ..Bana yakışıyor.Asker olmayı başaramadım ama hala asker tipim var lanet olsun ...İçimden kıs kıs gülüyorum elinden parayı alıyorum benimkini veriyorum.Şaşırıyor sonra kareli jetonu düşüyor.Yüz mimiklerinden anlaşılıyor.Normalde araçlarda yapılan bir şey gereksiz şaşırması da komik..Sanırım ellerime aşık oluyor.Ellerimden gözlerini alamıyor.Gözlerini ellerime dikip bakıyor içimden " Hayda bir deli daha ben çekiyorum yemin ederim "diyorum.Şükürler olsun ellerime bakmayı kesiyor ve uyuyor bende uyuya kalıyorum taki fren sıkana kadar kafamı çarpıyorum.Abinin ağzı açık kalıyor resmen acıyarak bana bakıyor.Bense sanki boynu acıyan ben değilmişim gibi " enem rezil oldum ya" diye düşünüp hiç bir şey yokmuş gibi etrafa bakıyorum..
İniyorum.Hava karanlık korkuyorum paranoyaklık yapıp etrafıma bakarak saçma sapan şeyler hayal ederek koşarak eve gidiyorum.
Evdeyim bir kaç sevdiğim arkadaşımla konuşuyorum.Kerem yani yegenim kameraya geliyor cıbıl cıbıl ortada dolaşıyor gülüyorum resimlerini çekiyoruz..Ve buradayım.Yarın laboratuvar dersim var çalıştım..
Yatmak istiyorum..
Uyku uyku uyku tek istediğim bu..
Birde kola içmeliyim..
Ve içtim..

28 Şubat 2012 Salı

Fanaa

Yine bir hint filmi ile geliyorum buraya..Enfes bir film bir arkadaşımın sen bunu izlemelisin dediği enfes ötesi film.Ben hint filmlerini artık sever oldum 3 idiots dan tanıdığımız Aamir Khan burada da başrol ayrıca Kajol da var.Kajol bilmeyenler için hindistanın en sevilen aktristlerinden biri aileside zaten oyuncu kökenli hep.Neyse ben aamir khan'ı duyunca hemen başladım izlemeye..
Konusu şöyle..Zooni kör ama dünyalar güzeli bir kızdır(ve tek kaş ) bir gün Delphi'ye(hindistanın başkenti) prense şarkı söyleyip dans etmek için gider.Orada tanıştığı tur rehberi çapkın Rehan buna kur yapar ve kızımız oğlana aşık olur.Rehan önceleri aşk peşinde değildir ama oda kızımıza tutulmaya başlar.Ve birlikte olurlar.Tam birbirlerinden ayrılacaklarken Rehan kızı trenden kaçırır..Ben açıkcası Rehan'ın prens olabileceğini bile düşünmüştüm kendi aklımca işte o aslında prens ve kızımıza aşık olacak derken öyle bir boyut aldı ki film ne oluyor ya demekten kendimi alamadım..Zooni için öyle üzüldüm.Yer yer boğazımda göz yaşlarım düğümlendi.Ağlayamadım tıkandım.
Düşünsenize gözleriniz açılacak.Artık kör değilsin sevdiğin erkeği bir bütün olarak göreceksin ve o gün gözlerini açtığında öğreniyorsun ki sevdiğin adam senin git diye tutturduğun yerde ölmüş ve sana bunlar onun eşyasımı diyorlar.Sen onu hiç görmedin o eşyalarıda elleyerek anımsıyorsun..
Aradan geçen 7 sene aslında Rehanın ölmediğini nasıl korkunç bir terörist olduğunu ve Zooni ile karşılaşmalarını ve sonunu içeriyor.Sonunu ve aralardaki en keskin yerleri söylemiyorum.Sanırım izlerek görmelisiniz enfes bir 3 saate yakın zaman geçirmek için ideal..
İyi seyirler..
Not:Bu filmde sıkca arapça kelimeler duyup oha türkçe diyebilirsiniz :)
Yerin dibinin on katından : Filmin müzikleri bağımlılık yapıyor hemen indirdim telefonuma ..
Mendilleri hazırlayın..

Güzel bir diyalog kaldı aklımdan bu filmle ilgili..Rehan aracın tepesinden atlar ..Diğer kızlar ağzı açık ayran budalası gibi ona bakıp el çırparken o Zooniye..
Rehan:Siz el çırpmadınız yoksa körmüsünüz ?
Zooni:Evet körüm yoksa sizdemi körsünüz?
Rehan:Allaha şükür değilim.
Zooni:Bir köre söylenecek en güzel laf.
Rehan:O yüzden değil yoksa böyle bir güzelliği nasıl görürdüm..

Ah beeeee..........
Zooninin Rehan'â ördüğü atkı..

27 Şubat 2012 Pazartesi

12 Angry Men

Çok güzel enfes bir film.1957 yapımı bir film.Bayıldım izlerken içimden dedimki ulan gene varsa eskilerde var herşey :)..
Filmin konusu bir çocuk babasını öldürmekten yargılanmakta.Fakat idam edilebilmesi için 12 jüri üyeside suçlu oyu kullanmalı.Fakat içlerinden mimar olan 8.jüri çocuğunun suçsuz olduğunu söyler.O yüzden o sıcak amerikan akşamı 12 kızgın adam bir arada 1 saat geçirler.
Duruşmada görmediklerini görürler.Enfes bir film.
Bu film ön yargılı olmamayı öğretiyor bence.Ön yargının ne kötü şey olduğunu bir kişinin canının o kadar kolay almanın kolay olmadığını.Hayatta herkesi önce ölçüp tartıp öyle yargılamamızı anlatıyor.
Enfes amerikan yapımı filmi afiyetle izleyin..
10 üzerinden 10 verdiğim filmlerden..
Not:Ben mimarın tarzını sevdim..
                                                         12 sinirli çok sinirli adamımız..
                                                         Çok zeki bir yaşlı adam.İyi gözlemci..

26 Şubat 2012 Pazar

Geldim

Geleli aslında bir haftayı geçti ama yazmak istemedim.Arada baktım ama cidden ne yazacağımı bilemedim.Güzel bir istanbul günlerinden sonra antalya'da kongreye katıldım.Çok güzeldi öncelikle kesinlikle beş yıldızlı Akka Otel muhteşemdi her anlamda..Yemekleri falan.Ben oburum ne yapayım aklım fikrim hep yemeklerde kaldı.Pansiyonumuzda fena değildi biraz daha temiz olabilirdi ama yinede hakkını yemeyelim sıcaktı yorgan çarşaflarda temizdi..
Canım geldikten sonra sıkılmaya başladı çevremde gelişen olaylar beni yoruyor.Herkes her şey üstüme geliyor.Ha çok mükemmel insanlarla konuşup mutluda oldum şu zamana kadar.Çevremde bana çok değer veren ve değer vermeyenleri gördüm bildim..
Aşk meşk desen yok zaten.Öyle her zamanki gibi "Forever Alone" yani :) ..Yani bazen doğru kişi karşımıza çıkana kadar bir şey olmaması daha iyi sanırım.Yada biz doğru kişileri göremeyiz.Yada görsekte bir şey yapamayız..
Milletin dertleri falan var tabi..Bu arada benimde dertlerim var ..Allah razı olsun beni dinleyen benim işkencelerimi çekenlerde var..Sadece ben insanları pek anlayamıyorum..İşin kurallarını hala çakamadım yani.
Bazen yalnızlık en iyisidir diyorum bazen asla..
Geri geldim çok gezdim..Bugün buz patenine gittim mesela düşmedim,kaporta hala sağlam anlayacağınız.Ama görseniz nasıl dualar ediyorum "Allahım bilim kadını olucam ben ya yardım et rezil etme beni profesör olcam ben deneylerim var kolumu bacağımı kırma" ..Salak gibiydim önceleri yana tuttundum falan ayaklarım benden ayrı çalışıyor gibiydi.Hocanın biri sağolsun elimi tuttu ve bir yere kadar götürdü sonra kendime şöyle dedim "Gülnihâl güzelim sen ne işler becerdin tek başına düşsen ne olacak çocukken de düştün ve düşmek en iyi öğrenme yöntemidir atla ortaya ve düşersen düş birazda veletleri izle tamamdır" sonra gerçekten bunu yaptım kendimi cesaretle ortaya bıraktım el alemi izlemeye başladım.ve başladım kaymaya bir kaç düşme pozisyonu atlattım ve gittikçe iyi duruma geldim.Düşmedim ama çok yoruldum minik parmağım su toplamış.Topuklu ayakkabıda bu kadar işkence çekmedim diyebilirim..
Sonra kordonda apaçi tipli birileri vardı kızları kameraya çekiyordular ajan smith rolü ile onları takip ettik sonra tanıdık bir kaç yunusa "Abi bunlar sapık telefonla kızları çekiyor "dedik onlar " Eyvallah alırız biz onları rahat olsun "dediler..Biz komedi üçlüsü olarak kardeşim ben ve arkadaşı devam ettik olaya sonra hadi eve dedik..
Eve geldim ve hemen ayağıma baktım su toplamış patlamış falan.Paten çok sıkmıştı.Ama sevdim biraz üşüdüm ama sonra soğuk yakmaya başladı beni.Bacaklarım çok ağrıdı..Normalde rahat 1 kilometre koşan şu bacaklar patende nasıl yarım saatte bu kadar ağrıdı anlamıyorum.
Neyse bu yazıyı artık kesmeliyim yorgunum uykum var geri geldim..Sizi özledim okurlarım ve yoldaşlarım..
Mutlu günler.

12 Şubat 2012 Pazar

Çizgi Filmler

Yegenim sayesinde çizgi film manyağı oldum sabah,öğlen,akşam devamlı pepee izliyoruz..Dün oturdum 35 tane pepee indirdim bilgisayara haşerelik yapınca "Buraya gel pepee izleyelim" diyorum hemencik geliyor oturup izliyoruz.. Donuda Pepee'li zaten orada Bebe'yi görünce donunda bebeyi göstererek "Bebe" diyip gülüyor..
Dün aklıma geldi dedim bizim zamanımızda Pepee mi var biz Tom ve Jerry ile büyüdük..Gittim Tom ve Jerry indirdim.Aldım bunu kucağıma başadık izlemeye nasıl gülüyor..Bir eli burnunda bir eli başında..Burun karıştırmayı öğrenmiş.O minicik burnunu karıştırmaya çalışması çok komik.Çocukta haklı burnu tıkalı sümkürmeyi bilmiyor.Ee sonuçta o da bebe yani ne diyelim..
Tek üzüntüm bugün iştahı yok.Yemek yemiyor uyudu demin yatağına götürene kadar kene gibi sarıldı bana..Arada ağlıyor bende uyandı sanıyorum sanırım kabus görüyor..Nasıl uyuyor bebeğim..
Neyse bu arada bildiğiniz bebekler için zararsız içinde cinsel içerik ve savaş,küfür gibi öğeler bulundurmayan çizgi film varsa lütfen yorumlarınızı bekliyorum..

Bu sıralar pepee de en sevdiğim şarkı..

11 Şubat 2012 Cumartesi

Efsunun Evi

Herkesin korktuğu biriydi..Adıda ilginçti zaten.."Efsun"..Kendiside efsunlu biriydi az çok..Gözleri pırıl pırıl parlayan ama içine bakınca göz bebeklerindeki karadan bile kara o olan o talihi görürdün.Sessiz bir kızdı.Deli doluydu.Aşkları hep platonikçeydi.Nedeni çirkinlik değil.O kendisi böyle olsun istediğinden öyle kalırdı..
İnsalara tahammülü yoktu ama aşkı severdi..Aşksız hala dünyanın dönmeyeceğine inanan o insanlardandı.Sessizce aşık olur içinde büyütür besler ve içinde öldürürdü aşklarını..Kimse çok yaklaşmazdı Efsun'a.Soru sorduklarında sadece dinler inanılmaz bir sukunet ile cevap verirdi..Buda insanlarda ters etki yapardı.Akıllı bir kızdı  mimar olacaktı.Son sınıfa gelmişti.Hocalarıda severdi ama onlar bile çekinirdi Efsundan..
Bu onun ilginç yapısıydı çok net farkındaydı durumun bu halden kurtulmak istemiyordu.İnsanların onu sevmesine değil ondan korkmasına ihtiyacı vardı..
Yurtta geçirdiği günlerin ardından bunu iyice anlamıştı.Asker babanın kızıydı.Ankara Fen Lisesini kazanıp küçük yaşta evden ayrılmıştı.Ayrılık onun için kurtuluştu.Babası evde çok yoktu genelde sefere gider ve gelmezdi ama babasını severdi babasıda onu severdi.Bir gün karar verdi Efsun bu hayatının en yanlış kararıydı ve o bunu daha hiç bilmiyordu.Babasının işten geldiği nadir günlerden birinde geçti babasının karşısına ve şöyle dedi "Artık annemle kalmak istiyorum"..O heybetli o güçlü adamın titrediğini gördü Efsun..Kızının o kadınla kalmasını istemiyordu.."Asla buna izin vermem" içindeki duygularını kendine saklayarak.."Ama sen yoksun ve bu evde hep yalnızım sadece dadım var ve annem bana iyi bakabilir"..Babası onu susturup odasına çekildi tüm gece gözüne uyku girmedi.Birini tutmak zordur heleki gitmeye kararlıysa..
Ertesi gün Efsun eşyalarını toplayı Ankara'ya gitti  tek başına babasından habersiz..Önce babasını öptü "seni çok seviyorum" diyip sıkı sıkı sarıldı..Babası biraz şaşırdı ama hatasını anladı herhalde diye düşünüp kızına ıskı sıkı sarıldı..
Ankara buz gibi bir şehirdi..Geldiği şehre hiç benzemiyordu Bartın çok başkaydı buraya göre.Annesinin evini buldu.Daha çok küçüktü hiç korkmadan araca binip gelmişti.Halbuki sokak bir çocuk için tehlikelerle doluydu.Annesi onu görünce çok sevindi."Bu süprizin beni çok şaşırttı" dedi "Artık hep seninle kalacağım"..Annesi şaşırmış ve isteksiz bir tonla "Peki ya baban".."Babam sefere çıktı artık seninle kalmak istiyorum"..Kadın telefonu eline alıp eski eşine bağırdı ..Efsun ne konuştuklarını duymuyordu..Annesi gülerek odaya geldi babanın seferi uzunmuş bu sürede bende kalabilirsin diyip mutfağa yöneldi..Annesindeyken kaldığı odaya girdi tek tek eşyalarını yerleştirdi minik el çantasında olan posterlerini astı dolabın üzerine o zaman tam olarak onun olmuştu oda..
İlk günler güzel geçiyordu.Efsun mutluydu annesinin çevresi çok kalabalıktı..Her gün birileri gelir yemekler yenirdi..Güzel bir şeydi..Efsun bu kadar insana alışkın değildi..Onun hayatı hep 3 kişiden ibaretti 3.kişide zaten aydan aya gelirdi..
Zamanla gariplikleri sezdi Efsun..Annesini hiç tanımıyordu..Bir gün anne ve babasının telefon konuşmalarına şahit oldu ara telefondan ..
Babası ona hiç annesini kötülememişti ama senede 3 gün görmesine izin verirdi sadece ..Anneside çok aramazdı Efsun'u o gün anlamıştı nedeni.
Babası feryat edercesine "Beni aldattın hemde kızımız daha yaşına girmeden alçaksın..Eminim hala evin erkek kaynıyordur.Seni sevmiştim halbuki yazık.Kızımı geri yolla neden diretiyorsun senin o iğrenç yüzünü görmek istemiyorum sana son müddet 1 gün derhal yolla"..Annesi tıslar gibi "Kadın dediğin başında duracak koca ister tatlım Efsunu vermeyeceğim o gayet memnun hayatından" tiksinç şekilde gülüyordu..
Daha fazla dinleyemedi..O gece hayatının en kötü gecesiydi odasını bir adam zorladı..Kapıyı sıkıca itti Efsun tüm gücüyle.Annesinden yardım istedi..Annesi tepkisizce kızına bunun normal şeyler olduğunu kapıyı açmasını söylüyordu.Açmazsa daha çok kızacaktı.Açmadı ertesi gün okula gidemeyecek halde dayak yemişti.
Babası hastahanede hep başında beklemişti.Ama daha fazla dayanamamış geçirdiği kalp krizi sonucu yoğun bakıma alınmıştı bu yaşadıklarından dolayı üzgündü babasını üzmüştü.Tek istediği bu yanlızlıktan kurtulmaktı.Ama ne yapmıştı babasını daha fazla üzerek daha yanlız kalmıştı..
Babası iyileşmiş eve dönmüştüler.Ama korkuyordu herşeyden artık sadece babası varken rahattı.O sene girdiği sınav sonucunda birkez daha ayrıldı babasından..Ankara Fen Lisesi onun için kurtuluştu hemde kendini kanıtlayacaktı babasına..Okul güzel gidiyordu.Babası vakit buldukça onu ziyaret ediyordu.
Ve birkez daha yıkıldı Efsun..Sevdiğini düşündüğü kişi zarar verdi ona.Hiç istemediği şekilde..Korktu kimseye anlatamadı.Babası anladı kızının gözlerinden..
Sakince sordu kızına ..Efsun sustukça babası daha çok kızdı.Ve bu sefer babası dayanamadı bu acıya ve sonu efsunun susuşu oldu..
Dün gibi hatırlıyordu Efsun babasının ona sarılıp yalvarışını "Anlat bana kızım.Yemin ederim sana asla kızmıyorum senin günahın yok söyle bana sadece sana kıyanı polislere vereyim"..Son sözleri bunlar olmuştu.
O gün o mezarlıkta babasını gömdükten sonra Efsun başka biri olmuştu.Daha hırslı daha başka bir Efsun olmuştu.Gözleri babasıyla konuşurken parlayan Efsun yoktu.O çok bıcır bıcır konuşan kız değildi..
İstese doktor olabilirdi ama istemedi.Babası için bir ev yapmak istiyordu babasının yıllarca ona anlattığı babası için özellikle onu hep hatırlamak için yapacaktı o evi o amaçla mimarlık fakültesine başladı Efsun..Kimi sevse hep olmuyordu.
Sevdiği adamlar sevdiği dostları onu sırtından vuruyordu.Sevdiği adam en yakın arkadaşıyla aylarca yatmış ve o bunu görememişti..
Kara talihim diyordu Efsun..Ve aşklarını içine gömdü..
Soğuk biriydi artık..Yanlız gezen o soğuk bakışlı kız.
Kimsenin onun zırhını delemediği aşikar olmuştu..Hocalar bile çizimlerini geç getirdiğinde kızmıyordular..Efsunun bakışları karşılaşmak yorucuydu..
Mezun olma günü gelmişti.Herkesin anne babası yanındayken Efsun'un sadece dadısı vardı..Hayatta onu koşulsuz seven ikinci insan..Onu kullanmayan yegane kişi..
Ve o gecenin sonu ağlayarak bitti.Mezarlıkta bir başına elinde diploması üstüne yatmıştı babasının mezarının ona sarılıyordu..Dilinde tek cümle "Artık evin olacak baba"..Uzun uzun ağladı..Deniz kenarına gitti ertesi gün çocukken babasıyla yaptığı gibi deniz kabukları topladı..
Hepsi babası içindi..
Oturdu uzun süre sessizce evde çizim yapmaya başlamıştı babası hep büyük bir bahçe isterdi..Güneşi sabah görecek bir oda istemişti..
Sahilde yürüyüp deniz kabuklarını toplarken biri seslendi arkasndan .
"Bakarmısınız bayan" kendisine seslenşldiğini düşünmediğinden dönüp bakmaya tenezzül bile etmedi önce ama genç bir adam omuzunu dürtünce işte o zaman döndü..
"Bu kabuk sizden düştü"..Çok şaşırmıştı alt tarafı düşürdüğü bir deniz kabuğuydu..
"Deniz kabukları kıymetlidir ve belki sevdiğiniz biri için topluyorsunuzdur diye seslendim".Efsun şaşırmıştı ondan korkmamıştı gözlerinin içine dikkatlice bakıyor ve sanki onu tanımaya çalışıyor gibiydi..
Elinden kabukları alıp teşekkür ettiği gibi arkasına dönüp hızlıca gitti..Bir kaç gün geçmemiştiki gene aynı oğlan bu sefer ellerinde bir çok kabuklarla önünde duruyordu..
"Dün daldım ve bazı kabuklar çıkardım belki sizin burada olabileceğinizi düşünerek getirdim." dedi.Efsun içinde kavgalarla baktı adama bir yanı mutlu olurken bir yanı gıcık oluyordu.Sinir oluyordu..
"İstemiyorum" dedi sinirle..Neden sinirlendiğini kendide bilmeden koşarak gitti oradan.Kaçtığı neydi bilmeden..
Ertesi gün yine aynı şeyler oldu..
İstemediği yerlerde karşına çıkıyordu genç adam..
Efsun babasına yapacağı ev için bir arazi almıştı ve çizimlere başladı.Genç adamı artık görmüyordu mutluydu eski günlerindeki gibi tek başına ..Ve günler sonra tekrar karşılaştı genç adamla.Hasta olmuştu çok kötü deniz kenarındaki arsaya gide gele ciğerleri perişan hale gelmişti kış soğuğunda kötü çarpılmıştı..
Onu görünce kendisine bakmasını istemedi.Başka bir doktor daha iyi olurdu.Fakat minicik yerdeki tek doktor buydu.
"Kalbin çok hızlı atıyor bir alan doktoruna görün bence" dedi gülümseyerek.Onunla dalga geçer gibiydi..Hiç cevap vermiyordu Efsun..
"Bugün saat 8 de Ali beyin balık lokantasına gel"..bu bir emirdi ve Efsun sadece bir kişinin emirlerine itat etmişti oda yoktu ..Sinirli  bir şekilde adama baktı.."Gelmeyeceğim sen kimsin ki"..Ve hızla çıktı anasağlıktan..
Fakat merak onu oraya sürüklüyordu.Bir şeyler onu sürüklüyordu.Hayır kabuklarını kırmayacaktı..
Vardığında şaşırdı..Gördüğü şey muhteşemdi...
Sadece deniz kabuklarından yapılmış bir gemi vardı..
"Bu kabuklar seni bana getirdi..Bir gemi olalım ve birlikte yol alalım..Deniz gemisiz olmaz.Gemi denizsiz." dedi Efsunun kulağına usulca..Elleri titriyor dili tutulmuş gemiye bakıyordu.Bir yanda babası bir yanda karşısındaki adam..
Parmakları gemiye yaklaşıyor dokunmak istiyordu..
Yavaşca deydi..Eline aldı..Burnuna yaklaştırdı..Bu koku..
Babasının kokusuydu..Ve şimdide karşısındaki adamın kokusu..
"Sen beni tanımıyorsun.Ya dalgalı ve hırçın bir denizsem.Ya durgun ama girdaplı bir denizsem.Ya ben aradığın deniz değilsem.Ya sen dibi delik bir gemiysen"..dedi..Kendide istiyor ama adamı vazgeçirmek daha kolaydı..Herkes korkardı ondan...Baktı dikdik..
"Sen beni korkutamazsın.Adı Efsun kendi Efsun..".."Sen daha benim adımı bilmezken ben senin ruhunu biliyorum"..Adını bilmiyordu doktorun ..Bir anda şaşırdı bu adamı hiç bilmiyordu..
"Ben Ömer ..Ne dersin tanımak istermisin benim gemimi"..
Aşk öyle bir şeydir ki hiç kimsenin bilmediği ama bilmek için can attığı bir kurum.Herkesin içine girmek istediği ama çıkarken ağladı yer..Aşk belkide bir kaç seferSevgi binlerce kez..
Sarıp sarmaladı Efsunun her yanını..
Evi tamamlamlarına az kalmıştı..Ömer'in fikriyle deniz kabuklarıyla dışını süslediler..
Tıpkı babasının istediği gibi kocaman bir bahçe ve sera..Mutfakta bulaşık lavabosunun önünde dev bir pencere..Geniş boydan pencereler .Taş şömine..Ve heryer mavi ve beyaz mobilyalar..Salonda sadece babasının kitaplarının olduğu bir kütüphane vardı..
Efsun ve Ömer evlenip oraya yerleştiler..Mutluluk içinde denizlerinde iyi rota alan bir gemici gibi sürdü evlilikler..
Her insanın makus kaderi gibi ölüm onları ayırdı önce Ömer öldü..Ardından Efsun..
Efsunun evi dediler oraya çünkü her giren aşk ve efsunla yaşadı o evde..
Her deniz kabuğu Ömer ve Efsunu anlattı..
Herkes Efsunun evini konuştu..
Kimsenin dokunamadığı ev..Efsunun evi..

7 Şubat 2012 Salı

Gidiyoreee

Bu şehirden gidiyorum..İçim sevinç dolu bir yandan tedirgin..Gitmeden İzmir'im seni özledim..Deniz kokan şehrim..Sokakları martı kendi HÜR  şehrim..Sende ikizler burcusun bilirim..Gevezedir benim şehrim.Değişkendir..Aşk kokar.Özgürlüğüne bağlıdır..
Güzel şehrime merhaba demek için elveda..Allah'a emanet ol şehrim..Bilirim ki Allah'a emanet ettiğini ölmeden son kez görürsün..
Sevdiklerimi koru sar sarmala ey İzmir..
Ben gidiyore.

5 Şubat 2012 Pazar

Azbuz zamanlar

İlk site blog çalışmam azbuzda olmuştu ..Canım kadar sevdiğim şimdi bir kuzenlerle tanışmama vesile olmuştu..Sanırım bundan 8 yıl öncesinden bahis ediyorum..Dersi falan bırakıp saatlerce orada takılırdım..Peşimden bir yığın insan sürükleyip siteler açtırmıştım.Bir sürü okurum vardı ama biz bu kuzenlerle çok iyi arkadaş olduk..Halbuki benden baya küçüktüler ama maşallah beyin yaşları boylarını geçkindi..Zamanla da zaten gerçekten de büyümüşte küçülmüş olduklarını kanıtladılar bana..Bazı insanlar böyle işte bazısı sizden 50 yaş büyük olsa da sizden 10 yaş küçük gibidir tavırları bunlar benden 3 yaş küçük ama sanki akran gibiyiz..
O zamanlar tabii yeni yeni rocker olmuş biriydim..H.I.M adlı grubun solisti olan Ville Valo'ya karşı duyduğum samimi duygular ile yaşıyordum..Tabii o zamanlada John Bonjovi delisiydim..Gerçekten John kalıcıymış Ville gidiciymiş durumu oldu..Yinede severim onu..Gırtlağından çıkan sesi ve tabiki "Gone With the Sin" adlı şarkısını hala ve hala hiçbir şeye değişmem..İkinci favori şarkım diyebilirim..
Tabii benim küçüklerden kız olanda severdi Ville Valo'yu biz ikimizde saf saf aşıktık ona..Resimlerini paylaşıp yorumlar yapardık..Benim sitem ona göre baya ağır abi kaçardı onunki biraz daha çiçek böcekliydi..Tam isyan yaşlarımdaydım..Allahtan saf bir kız değildim..O yaşlar ne yaşlarmış..Ama çok sorunlu değildim.Tek ailevi sorunumuz benim rocker olmam gerçeğiydi.Tipik ebeveynler gibi benimkilerde korktu..Kedi kesecek bu kız..Anarşist olacak gibisinden tırstılar..Yapma kızım siyah giyme dediler..Ben dinlemedim..Zaten zamanla siyahtan bıktım.Pembe hiç sevmem ,turuncu ve sarı hiç giymem..Yeşil desen sadece asker yeşili giyerim..Kaldı mı bana koyu mavi ,kırmızı ,gri,beyaz,kahve..Ben hep bunlarla takılırım..Yeterki siyah olmasın koyu laciverte bile razıydılar..Neyse benim düzeldiğime kanat getirdiler..Bu arada o dönemde ben çevremdeki bireyleri rocker yapmaya çalışan bir misyoner gibi vızır vızır çalışıyordum..Ama yok ya olmadı bir tanesi bile olmadı..O hevesle zaten gitarım olmuştu onunla da klasik müzik bethoven ve mozart çalıyorum..İçimde ah kaldı bir Ege "Yaz Aşkım" çalamadım..Nedense kafaya koydum bu gitarı elime alıp tekrar deneyeceğim..Denedim de hala 9.senfoniyi ucundan bile olsa çalabiliyorum ...
Artık kendimi pink floyd,tori amos,bonjovi,aerosmith,goldprapp,,barış manço,adele falan filan gibi şeyler dinlerken buluyorum..Eskiden Lita Ford dinlerdim heyt be.."Kiss me Deadly" derdi..Nasıl derdi ama Ozzy ozburne ile düetleri bile vardı..Dinlenilesi bir parça ..Ama ben John severim..Onun yarattığı grup ve türevleride seviyorum mesela scorpions,Sebastian Bach(Klasikçi olmayan),whitesnake..Ben bunların insanıyım anladım..Zaten migrenim var eskisi gibi metallica falan kafam almıyor dinledim mi bir tek "nothing else matter" ve "wihskey in the jar" onlarıda bazen yarısında migren geliyor..
Öyle işte nostalji yapıp çocukluğa indim..
Eskiler ah eskiler..
Benim için klip çok önemli ben kurgulu klip severim o yüzden Aerosmith'in bu kız oynayan tüm kliplerini severim..Demiştim ya senaryolu klip severim.. :) İyi seyirler..

Son 2 gün bavulları hazırla

Son bir kaç günüm İzmir'de..Son bende tatile gideceğim artık yaşasın.Bir aydır sınav sınav sınav..Nereye kadar buda can.Benimde annemden emdiğim süt burnumdan geldi..Yinede ablama ve minik kuzuma ulaşacağım fikri beni benden alıyor.İkisini öpmek için sabırsızlanıyorum.Çok heyecanlıyım.Teyzesinin bir tanesi büyümüş adam olmuş bilgisayarı artık kırmadan uslu uslu web cama bakıp kendini görünce "Bebe" diyor..Evet aşkımmm "sen bebesin" diyip onu öpmek öpmek istiyorum..Aşk bu ya..Başka bir şey değil..

4 Şubat 2012 Cumartesi

Yeni keşfim

PuCCa diye blog yazarı varmış..Bugün tanıdım kendisini..Yani yazılarını..Onu şu diziler ile tanıdım bugün..
Ve işte o anda aşık oldum..Kim yazmış bunu kim acaba,kimsin diye bir araştırmaya başladım.Ve sonunda blogunu buldum arşivinin en başına indim başladım okumaya..Yer yer beni şaşırttı ..Öykü gibi güzel anlatımıyla büyülenip bazen onunla beraber lanet ediyordum..Eski aşklarına beddualar ediyordum..Yaptığı hınzırlıklara iyi yapmış diyordum.Bazen cesurluğuna şaşırıyordum..Bazen birbirimize çoğu zaman benzemesekte zaten ben kendime benzeyen insanları sevmem biliyorum o yüzden hoşuma gitti..Tabii arada izmir,inciraltı,çiğli,karşıyaka dedikçe eneeee İzmirliymiş puCCa demekten kendimi alamıyordum tıpkı filmlerde sadece bir saniyelik "Türk halısı" dendiğinde mal gibi televizyona yapışım ağzı akan o insanlar gibi İzmir dedi yaa diyerek okudum..Sanırım 5 saattir ders çalışması gerektiği yerde puccayı okuduğunu fark edip.."Off kızım delisin sen ya demekten kendimi alamayıp."..On soru çözersen PuCCa okumana izin vereceğim demeye başladım kendime..Yürü ya hastayım yani..


" ‎'Arasam, biliyorum açmayacak ya da kalbimden geçen her şeyi bozacak.
Dönsem, biliyorum özlediklerim aynı olmayacak.
Başlasak, biliyorum birbirimizden daha çok nefret edeceğiz.
Bu kadar şeyi biliyorum, ama soluk borumun ucunda sızıya dönüşen hissi ne yapacağımı bilmiyorum.''


Bu arada bu kitap ve benim yazdığım kısım PuCCa-Küçük aptalın büyük dünyası adlı kitabından alıntı..
Oldum olası farklı insanları seviyorum evet ya böyle özgün herşey ağzında olan insanları seviyorum.Geveze insanları seviyorum tabii bir erkeğin benden geveze olmasına asla dayanamıyorum en tiksindiğim şey bu..
Çok suskun da sevmiyorum suskun insanlardan korkuyorum ben ..Gevezenin her şey ağzındadır ama erkeklere çok gevezelik yakışmıyor ortası işte..Ortasını tutturanda az tabii..
Neyse gevezelik muhabbeti etmek değil amacım..Bu aradan buradan İpekto'ma sesleniyorum sende oku tatlım hoşuna gidebilir..


2 Şubat 2012 Perşembe

İzmir'e Kar Yağarsa

Ve  izmir şehri bugün kar ile tanıştı yıllar sonra..2000 yılında gördüğümüz kardan sonra belki de bu bizim için bir mucize..Aman allahım dünyanın sonu mu geliyor ne dedirtecek kadar güzel ve soğuk..
Ablamla her zamanki gibi konuşurken bir anda onu gördüm evet.Camdan bir peri kızıymış gibi süzülen bembeyaz o nesne..Kalktım kapıyı açtım..Buz gibi hava..Donuyordum sadece pijamalarla olmak üşütücü..Ellerimi çıkarttım bir bebek gibi temiz avuç içlerime doluşlarını izlerken işte o an beynime kan hücum etti ve koşarak evde."Baba kar yağıyor her yerde kar..Karlar tutmuş." diyerek koşturdum durdum.Herkes yataklarından fırlayıp balkona geldi tabii babam hemen resim çekineyim dedi onu çektim sonrada ben çekildim.Ve muhteşem bir fikirle babam "hadi kar oynayalım" dedi.."Hem resimde çekiliriz.."dedi..Giyindik cicilerimizi ve parka gittik buda babamın muhteşem fikriydi deli gibi resim çekiliyorduk..Sonra apartman komşularımızda bize katıldı ve şenlik başladı.Benim sayemde başlayan kar topu savaşı yine benim sayemde hadi kardan adam yapalıma dönüştü..
Kardan adam yapmak zormuş anladım..Ama yaptık..Eve zor zahmet girdik..Babam arkadaşıma gitmeme  izin vermiyor çok kar yağıyormuş bir evde beni sap gibi bıraktılar..Kardeşim sinemaya giderken annemde günde gününü gün edecek iken..Ben odamda sap gibi temizlik yapıp ders çalışacağım.Tek zoru bana zaten herkese git bana kal..
Neyse yinede mutluyum kar gördüm en azından..Ve abaza olan bazı izmirliler lütfen artık şunu demeyim "İzmir kari gördü" çünkü iğrençsiniz tiksindirmeyin..
                                               Ben yaptım ben çektim :)