i love modaturkiye

29 Ocak 2013 Salı

Beni anlatayım..

Bu yazı özel bir istek üzerine yazılan bir yazı..Kendimi anlatmam tanıtmam gerekiyor..Ben Gülnihâl nasıl tanıtmalı..Hiçbir fikrim yok..İnsanın kendini tanıtması ne kadar doğru olur diye düşünüyorum..Yanıltıcı olabilir.Bence beni en iyi dışarıdan görenler dış olarak tanımlayabilir içsel olarak değil elbette.Ama genel hatlarıyla olayı ele alırsak.Standart boylarda biriyim zayıf sayılabilecek biriyim ama çok değil normal sağlıklı bir zayıflık burada kilomu bilmeyen kalmadı değil mi?
Blog yazmayı seviyorum çünkü bunalıyorum bazen..
Genel olarak bakarsam;sosyopat,sinirli,kızgın,güleç,konuşkan,suskun,aşırı meraklı,ilgili,kadınlar ve çocuklar konusunda aşırı duyarlı,siyaset ve din düşkünü olmayan arada hep mesafeli kalan biriyim..
Daha da yakından irdeleyelim..Babama "Baba sence ben geveze miyim?" dediğimde babamın "Hayır hatta bazen fazla bile suskun oluyorsun." demesi yer yer doğru olup sıkılmıyorsam gayette konuşkanım.Çevreme verdiğim dış yapı konuşkan,güleç,eğlenceli..
Zeki sayılabilecek biriyim.Güzelde sayılırım dış itibari ile..İnsanlarla sosyal ilişkim olmasına çevremin her daim olmasına rağmen fazla samimi olduğum insan sayısı çok azdır genelde çok konuşmama rağmen kendimle ilgili bilgileri herkese vermeyi sevmem havadan sudan hatta benim çizdiğim profil içinde kalır bu gerçek hayatta olan .Yazınsal hayatta kendini çok sık gösteren bol bol iç profilini yansıtan bir ben..
Tek başıma ve kalabalıklarda kaybolup sıkılırım.Genelde müzik dinleme ve kitap okuma eğiliminde olup kafam eğer bilgisayar,kitap ve müzik üçlüsündeyse kimseyi duymam.Tek çalışmayı sevip insan sesleri yer yer sinir eder çoğu zaman..Genel yapı olarak insanlardan içten içe korktuğum doğrudur..
Hayatımı aşkı arayarak ve hayatımın adamı diyeceğim kişiyi bulmaya adadığım çoktur..Ama sevginin ne zaman çıkacağını asla bilemeyiz o yüzden artık bunu biraz arka plana itip eğitim hayatıma yöneldiğim doğrudur..
Şiir yazmayı seviyorum şiirlerim çoğu benim bestelerim oluyor.Makyaj malzemeleri,kıyafetler sevdiğim şeyler her kız gibi.Hediye almayı da vermeyide severim.Aileme düşkünüm..Teyzeyim ve bu duygunun hissini sonuna kadar hissetmekte ve bu duyguyu çok sevmekteyim..Anne olma isteği tavan yapan kızlardanım..Daha çok anne olursam nasıl olur nasıl bir anne olurum acaba annem gibi başarılı olabilir miyim? düşüncelerine sahip biriyim anaç biri olduğum herkes tarafından fazlaca fark edilir..Sinirliyim yer yer küstahım hatta umursamaz  bir yapım sayesinde sık sık kız kardeşimi sinir ederim çünkü içsel dünyama çekildiğimde çevremle örülen duvarlar beni kendi boşluğuma itiyor ve bu profil ortaya çıkıyor.Bu kardeşimin birincil ağzından betimlemesi olduğundan yer vermek istedim..
Resim çekmeyi,resim çizmeyi seviyorum.Doğayı seviyorum.İnsanlardan uzak olmayı seviyorum.Bir gün büyük kırlara gidip oraları çizmek istiyorum..Pek çok ülkeyi gezmek istiyorum.Büyük bir kütüphane sahibi olmak istiyorum..
Genelde sosyal çevre içinde genel kitlenin merak ettiği konuşmaya eğilimli oldukları biriyim bu durum bazen sinir bozucu genelde "Bu sene okulda sinik biri olacağım." dediğimde kesin herkes beni tanır bu benim kaderim gibi üstüme yapışır.
İnsanların dediğine ve benimde fark ettiğim üzere güzel ve klasik bir giyim tarzım var.Aşırıya kaçmayı sevmiyorum.Çok makyaj yapmayı sevmem doğal makyajlardan yanayım derim fazla beyaz olduğundan yüzüme allık sürmek zorunda maalesef kalırım.
Son olarak matematiksel hastalığım var.Her türlü sayabileceğim çizgiyi sayarım ve bu hastalık kendimi bildim bileli bende mevcuttur bardaklar,çizgiler ve bir sürü şey.Genelde bunaldığımda yada bir anda dikkatimin dağılmasıyla başıma gelen bir durum.Temizlik seviyorum,düzen seviyorum bu zaten herkesin bildiği özelliklerim.Bir gitarım var çalmayı bilmiyorum resmen beethoven 9 senfonisini çalıyorum hala ve bazen insanlar çal dediklerinde kalp krizi yaşıyorlar çünkü beethoven çalıyorum..
Saçlarımı kendim kesiyorum,kuaförleri pek sevmiyorum.Arkamdan gezen kıyafet dükkanındaki kızlarla aram hiç ısınmıyor sesimi çıkartmam ama içten içe rahatsızda olurum..
Kendimi övmem doğru gelmiyor bu yüzden bol bol dışarıdan bakmaya çalıştım beni anlatmak isteyenler yorum yazabilir..Umarım abartmadan (belki kendime hakaret etmiş olmas düzeyim yüksek olabilir.) kendimi anlatabilmişimdirim.
İnsanların beni anlamadıklarını görüyorum ama beni anlatan insanların kıymetlerini de biliyorum...
İyi geceler..



28 Ocak 2013 Pazartesi

Bambuyla gelen

Bu sabah kalktım camımda duran Dambu'ma yani Kelebek'e baktım.Sararmış solmuş ve ölmüştü..Üzüldüm 5 senedir beraberiz ilk çiçeğim.Begonyam,Bonsaim ve Nar çiçeğimde var ama Bambu gibi değil.Begonyamıda seviyorum ama nar ağacımla olmadı pek olmadı çünkü devamlı kuru yaşarmıyor..Salonda babamın gözetimi altında ama ona bile tepki vermiyor.
Bambumla sohbet edip onu okşamayı seviyorum.Benimle konuşuyor yapraklarını okşarken dudakları mutlulukla kıvırılıyor..Benim güzel kelebeğim..Uysal ve güçlü..
Bambumu ilk gördüğümde delirmiştim o benim olmalıydı eve geldi kaç kez ölümle burun buruna geldi ama her zaman onu sevdim dallarını kestim ve oda hayata tutundu..Bilgisayar yanında durunca radyasyondan ölüyor diye cam pervazına iliştirdim onu begonya ile ama üşüdü ve ben onunla ilgilenmedim..Suçlu benim beni özledi ilgi bekledi ve ben yoktum hep işteydim..
Bir kaç gündür aklımda olmasına rağmen unutuyordum.Bugün uyandım..2 aydır perdelerimi açmadığım odamun ucundan ışık giriyordu..Ve kelebeğimi görüyordum sararmış ve yok olmuştu."Dileklerim dahi kabul olmadı baksana bir filiz vermedin bir tane bile şimdi beni terk ediyorsun" diye düşünüyordum..Hemen kalktım odamı topladım ve onu içeri soktum..Dibindeki 2 yavru bambu ölmüş sadece kelebeğin 1 yaprağı yeşildi.Makası getirdim budarken bir yandan beynim atsam mı diyordu ama yüreğim bir tanecik kelebeğimi atmak istemiyordu..İçindeki taşları çıkarıp vazosunu yıkamaya karar verdim tam birde ne göreyim en dibinde bir
filiz..İnanamadım gözlerime resmen şok olmuştum gerçekten filiz miydi yoksa bir yosun mu?
Hemen tüm taşları lavaboya döktüm kökler ve filiz yosun kaplıydı iyice temizledim..
Benimde bir dileğim kabul olmuştu.Bir tanecik bebeğim bir tanecik kelebeğim annesine bunu söylüyordu.Ve bir umudum vardı yeşil bir filizi vardı bebeğim ölmemişti işte..İyice temizledim ve filiz hava alsın diye onları üste çıkarttım..Şuan öyle mutluyum ki..
Evet benimde bir dileğim kabul oldu ve onu kelebeğim bana hep hatırlatacak.Ve benim bir tanecik bambum ölmedi.Annesi onu bırakmayacak..Çok mutluyum delirircesine mutluyum..Gözlerim dolup dolup duruyor..Saçma gelebilir ama pek çok derdimi dinledi ben ona şarkılar söyledim ve onunla konuştum o benim Kelebeğim dert ortağım..Benimle konuşup bana akıl veriyor nasıl mı?Yeşil olan yapraklarıyla,filiz vermesiyle,kurumasıyla..

Benim küçük bebeğime "merhaba"..



26 Ocak 2013 Cumartesi

Gülelim mi gülelim


Bazen bilemezsin ne olduğunu

Çaresizce kalırsın.Beynin ve yüreğin arasında.Bazı olaylara bazı şeylere anlam veremezsin .Neden bu kadar zordur hayat.Halbuki bir iğde ağacı gibi güzelken zamanını beklemek gerekir iğde yemek için.İğdeler ve dalları..
Bazen bilemezsin ne olduğunu dua edersin hala anlam veremezsin, hayat ve sen öyle karışık kalırsın ki sanki birbirine dolanmış binlerce ip.
Ah bu efkar ah bu nefes.
Bir ağırlık gibi çöker üzerine üstünden kaldırmak istediğin.Kafandaki binlerce hece.Tamamlamalar tamamlayışlar..Her biri konuşuyor..Bir dert yok halbuki ama o efkar..Ah bilinmeze iç çekişler olmayıp söyleyişler..


25 Ocak 2013 Cuma

Alişan-Benim Aşkım


Sende aşk eski bir yalan
Herkes duydu ben dedim ki;
Ateşin keşfinden sonra
En büyük yangın benim ki
Benim aşkım meydanlarda
Haykırır kimseden korkmaz 
Senin aşkın utancından sokağa bile
Çıkamaz..

/Kardeşimin devamlı evde bunu söyleyip duruyor sağol kardeşim ağzıma doladın..Size de dolansın biraz bu şarkı..Bilmiyorsunuz bağımlılık yapıyor../
/Evet arabeskim evet evet..Ne yapalım güzel söylemiş adam..Şimdi 2 gün söylerim ben bunu../


Matematik bence


Adam haklı beyler dağılın..
Sonsuza kadar ne anlamlıdır..Bilimi bilen bilir uzayda bitiş yoktur..Binlerce yıl aynı görüntü bir kaç uzay içinde geçer..Sonsuza kadar..Sonsuz..Bilmeyen..

Rüyama gel;

Kero rüyama geldi..Teyzesinin kuşu nasıl döndürüyordum onu öyle havada..Oda her zamanki gibi gülüyordu bana kocaman kahkahasıyla..
Bebeğim seni çok özledim..Çalışmasam koşardım hasretin büyüdü bebek kuşum..Sen hep teyzenin rüyalarına gir..Sarıl hep teyzene böyle sıcacık minik kuş..
Allah büyüyüp iyi bir adam büyük bir insan olduğunu görmeyi nasip etsin bizlere..
Seni seven Teyzen.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Çok dinlenilesi sert parçalar;

Bu şarkı bir candır ya bunun o davulları beni benden alır her seferinde..

Bir ara gitarımla çaldığım bir şarkıydı unuttum artık ama deli bir şarkıdır..Aşırı popileritesi olmayan çok bilinmeyen bir Metallica bebesi..Ah bebeğim nasıl böyle solo atıyorsun yahu..Bu kızlar çıldırmış..

Freddie sen çok sağol gülümsetiyorsun adamı..Bunlar nasıl insanlar yahu..;Çok farklı bir klip olduğunu düşünüyorum sizce?
Sarışın bayan olsaymış güzel olurmuş..

Böyle güzel bir ingilizce yoktur.Böyle tatlı bir söyleyiş.Beatles bazı şeylerin değişimidir bence..

Ben böyle şeylerin insanıyım işte..Dayanamıyorum bu şarkıları duyunca ben ben oluyorum..

John biricik yegane aşkımın en sevdiğim 2.şarkısı artık size It's my life'ın benim hayatımın şarkısı olduğunu bininci kere söylediğim için koymuyorum..

Bu şarkı can yakıyor.Savaşın vicdanszlığını hissettiriyor..Can yakıyor..

Biz bunları dinliyorduk..

Bunu günün şarkısı ilan ediyorum bu bende hep yara açar ama öyledir bazı şarkılar..İliklerinize işler adamın sesinden mi..Sözlerden mi..

Bu deli bir şarkıdır..Deli deli zır deli..Zangır zangır bir şarkı..Bir zamanlar telefon müziğim olmuş uzun süre telefonum her çaldığında benim önce uzun uzun dinleyip sonra telefonu açmamı sağlamıştır şimdi çocuk şarkısı (Dango dango dango)


Sensiz olur muydu hiç sanmıyorum..


Pink Floyd bilip David Gilmour babamızı bilmeyenler var hani nasıl bir saçmalık arkadaş..


Şarkıyı yarım senedir dinlemediğim için utanç içindeyim doğrusu böyle bir şarkı olamaz ne çok dinlerdim bu şarkıyı ..Bugün neden sevdiğimi bu şarkıları gene görüyorum..
Manowar olmadan bu albümü tamamlayamazdım şimdilik listemizi bitirelim yoksa korkuyorum..Pink Floyd,John Bonjovi ve diğerlerinden bazı parçalarını daha önceden paylaştığım için özellikle paylaşmadığımı düşündüğüm bu parçalara yer verdim.Haydi biraz rahatlayalım..Bu anı beklemişiz..




22 Ocak 2013 Salı

Yağmur yağ yüreğime yüreğim biraz serinlesin

Bugün babamla işten dönerken bir de ne görelim yağmur yağıyor ve babam ne araba getirmişti ne şemsiye kısacası 1,5 -2 km yolu yağmur altında kedi yavrusu gibi ıslanarak geldik.Babacığım o kısacık saçlarla biraz ıslandı benim saçlar maşallahı var tabii o kadar uzun olunca koruyor kafayı ama yüzüme her yağmur damlası değdiğinde içimde mutluluk oldu.Birbirimizi ıslatmamak için ben babamı öne aldım çünkü damların altından 2 kişi yürürsek babam ıslanacaktı.Önce istemedi ama benim ısrarcı tavrıma asla hayır diyemez.Sonunda zaten mutlu olduğunu belirtti deli ya..Her yağmur yağdığında meleklerin gökyüzünden düştüğünü düşünüyorum.Şemsiye sevmem ben hep ressam beremle gezer tozarım sadece babam çok ısrar ettiği için şemsiyemi alıyorum yoksa tam bir külfet benim için şemsiye.
Yağmurda biraz şarkı mırıldandım.Babamın hoşuna gitti..

"Yağmur damlaları iniyor usulca
Sözleri hatırlatır bana
Her gün orada
Dım dım dım
Yüreğime kondu her damlası yaşların
Kalbimize akıp doluyor
Bulutların aşkları
Yağ bulutlar
Yağ yağ bulutlar.."
(Benim şarkım ki.)

Bir anlasam

Bazı insanları anlamıyorum..Bugün üzüldüm gerçekten..
İşte canım sıkıldı.Birinci olay bir beyefendi adı Aşcı kendisi tulumba istiyor ama bana "Onları maşa ile koy."diyor.100 tanesini tek tek maşa ile nasıl koyabilirim.
Bundan önce 2 beyefendinin hakaretlerine maruz kaldım.Bozuk param kalmadı diyorum hakaret ediyorlar..
Bir beyefendi 120 kuruşunu veremediğim için beni patronuma şikayet ediyor..
Tulumba olayındaki olayda detaylı yazmıyorum tabii ki patronuma kendim bildirdim..Aradan günler geçti Aşçı geldi ben yine de içime sinmedi şöyle dedim;"Beyefendi size yanlış bir şey söylediysem üzgünüm ama emin olun ki amacım kötü değil." sonra yüzü kızardı "Ben patronlarıma haber verdim aradınız mı bilmiyorum ama haberleri var."dedim utanır gibi oldu "Yok benim sorunum seninle değil patronlarınla.Konuşmadım onlarla." dedi utanması patronlarımı aramasıymış  ben öyle konuşunca tabii utandı.
Ama bugün sinir ve üzüntü arasında kaldım..
Normal olarak 21 tl lik alışveri yapıp 50 tl veren insanlara "1 liranız var mı?"diyorum maksat ne ben bozuk paralarımı kayıp edeyim ne o parasını mahvetsin.Yine sordum.Bir müşteri daha gelmişti ama beyefendi olmadığını söyledi bende gülümseyerek 4 tl bozukluk veriyordum;"Bir sürü bozukluğunuz oldu kusura bakmayın."dedim oda gülerek "Önemli değil."dedi çıktı gitti.
Bu sırada orta yaşlı adam şöyle dedi;"Ne var yani 1 lirasını almasan esnaflık böyle mi oluyor.Geçen gün bir arkadaşım gelmiş 50 kuruş için 20 tl sini bozmuşsun patronun benim arkadaşım seni şikayet ettim." dedi bende "Beyefendi bakın ben herkese 1 tl dediğiniz gibi yapsam açık çıkar o zaman tamam patronuma o açığı vereyim ama bu sefer patronum benim hırsız olduğumu sanar bunu kaldıramam." dedim ama nasıl bir fikre sahipse aynı tutum içinde ben susunca."Bana darılma olur mu?Bak bende esnafım burada." dedi "Siz kimsiniz ki ben size darılıyorum siz müşterisiniz benim size alınıp darılacağım bir şey yok."dedim gitti.O sırada dışarıda duran bir çift içeri girdiler teyze " Ne oldu kızım niye azarlıyor bu adam seni?" dedi bende anlattım "Teyze herkese 1 tl versem günde 80,100 kişi geliyor buraya ben o kadar parayı nasıl tamamlarım sonra patronuma ne derim hırsız durumuna düşmen en berbatı."dedim "Haklısın kızım" dediler eşi" Madem herkes seni şikayet ediyor bizde seni överiz yok mu bunu diyebileceğimiz bir yer?" dedi bende kağıtların olduğunu belirttim doldurdular.Öyle tatlıydılar ki teyze 14 tl lik alışveriş yaptı 15 tl verdi 1 lirasını uzattım "Hayır kızım varsa açığın kapansın böyle terbiyesiz insanlar yüzünden üzülme sen hiç bak bundan sonra sıf senin için buraya geleceğim bunu bil." dedi çok üsteleyip "Ne olur teyze haram olur bana ." dememe rağmen almadı şimdi bana bu insanlarla bu insanları açıklayın..
Bu çift gittikten sonra babamla annemin getirdiği yemeği yiyemedim çünkü o kadar üzüldüm ki gözlerim doldu ağlayacağım sandım ben ne kadar uğraşsam bile insanların ne kadar kötü olduğunu görüyorum ama bir yandan mutlu oldum çünkü birileri var hala umutla bakmamız için yüreği merhamet dolu.Keşke her müşterim böyle temiz olsa.
Bugün adamın biri zorla lavabo istiyor.Biri standart fiyat olan baklavaların fiyatını düşürmemi söylüyor.Biri tip tip bakıyor.Her kesimin insanları var..
İnsanlar karşılarında çalışan kişi sırf  bir maaş alıyor diye zorbalık yapmayı kendilerine hak biçiyorlar.Sanıyorlar ki "Madem çalışıyor istediğim her şeyi yapmalı." bu anlayışı anlamıyorum. Parası bozuldu diye beni patronuma şikayet ettiren insanları anlamıyorum..
Şükür ki patronum geçenlerde benimle konuşup ;biz seni biliyoruz sıkma 100 çeşit müşteri var biz sizi buraya deneyerek alıyoruz her personelimizi tanıyoruz." dedi ve hiç azar yemedim umarım bundan sonra da yemem..

Amcaya ve Teyzeye tüm iyilik perilerimi yolluyorum..

21 Ocak 2013 Pazartesi

Hediye

Hediye almakta güzel vermekte..Bugün yani dün olan gün hediye almaya çıktım..Önceden kafamda tasarladığım gibi çıktım yola..Benim şansıma indirimler vardı..
Ablacığıma hediye alacağım için baya heyecanlandım kedi alın terimle kazandığım paramla eşya alacaktım.Ben ablamın elleri üşüyordur diye eldiven alacaktım ama ablam"kardeşim kazak al."deyince ne yapsam diye düşündüm benim tarzım klasik ablam sportif resmen zorlandım 4.mağazaya girdiğimde bulmuştum ama yok içime sinmedi bir yere gidince şık bir üstü de olmalı bence diye düşünüp onu da aldım..Sonra kendime de eşya aldım.Birde arkadaşıma atkı aldım ne güzel oldu.
Hep almak değil vermekte güzel..
Ablama eşyayı yollayacaktım ama enişteciğime ayıp olur belki abim o benim hem ona da 15 gün sonraki maaşımla hediye alacağım ve Keroyada tabiiki teyzesinin ballısına tuzlusuna şerbetlisine hediye olmaz olur mu ya hem göz ucuyla baktım bugün ne güzel bebek eşyaları var benimki artık 2,5 oldu hoş koca erkek artık bana "günniş teyze naber ?"diyor ya yiyeceğim herifi o olacak..
Umarım ablam beğenir umarım hep güzel günlerinde giyer..Eminim hepsi mutlu olacak..Keşke o an yüzlerini görebilseydim :)

19 Ocak 2013 Cumartesi

Baba sözü dinlemeyen;

Babam dedi o kadar "Kızım yat yarın işe gideceksin. Hadi kızım kalk artık o masadan bak gözlerin yoruluyor.."
-"Temam babişko kalkacağım bak 5 dakika sonra." (1 saat sonra)
"Sen hala burada mısın?Kızım bak yarın işe gideceksin."
-"Hm....."

Sonuç;
Uykulu gözlerle döndüm yataktan
Üstümü başımı giydim benim gardıroptan
Babam olmasa asla uyanamazdım ben
Gidemezdim işlere, anlamazdım dilinden
(Sarı Laler-Mahzar)

İsmet Özel den;

İsmet Özel'in Çatlıycak Kadar Aşkî  adlı şiir kitabını aldım bugün birde Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiir kitabını..Ama şimdi konumuz bu..
Önce elime Ümit Yaşar Oğuzcan geldi tam alıp gidecektim o tatlı ufacıcık arada gözükmeyen kitap dikkatimi çekti neymiş bu diye çekince bir anda görüverdim..İyi ki görmüşüm içine bakınca almak istedim.Alsam mı almasam mı ikisini mi alsam birini mi alsam derken ikisini de aldım..İyi yaptım.İçimde kalacağına almak daha uygun şiir okumak roman okumaya benzemez zevk işidir..Keder işidir tasa işidir öyledir şiir..Aşk,hayal kırıklığı,keder,ümit ne ararsanız olur belki bu yüzden şiir yazmayı seviyorum şiir yazarken tüm istediklerimi bir dizede hemen anlatabiliyorum hoş bazen dize dize uzuyor..

Zamanında solcuymuş İsmet Özel ama zamanla İslamcı biri olmuş çıkmış.Ama şiirlerini etkilememiş sadece şiirden kopup düz yazıya geçmiş.Düz yazılarına da bakacağım yakında kısmet olursa çünkü şiir tarzını sevdim..İyi ki küçücük kitap elime geçmiş diyorum.Hoşuma giden bir kaç yeri paylaşmak istiyorum..

OTOYOLDAKİ KAVŞAKTA KAVRULMUŞ RUH SATICISI
10.    Püf noktası neden ruh kavrulmadan satılmaz
         Çünkü çiğ ruh bulantı sebebi sevdalarda

         Çiğ ruh bakteri dolar alaşıma katılmaz
         Öpüşürken siğildir elinle sev dalar da

(syf.18)
KISA PANTOLON,PASLI ÇAKI,DİZDE KABUK BAĞLAMIŞ YARA KISA ÇAKI,PASLI PANTOLON,GÖZDE YARASI KALMIŞ KABUK
1.   Nazlan
      Sitem et
      Kırıl bana 
      Beni geç vakit
      Tek başıma suya yolla
      Bağçede yüzünü öteye çevir
      Güle  hayret ediyormuş gibi yap
      Gülümseyerek konuş da başkalarıyla
      Somurt, avluda sadece ikimiz kalınca 
      Kızıp en evecen adımlarınla üst kata çık
      En sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden
      Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık...
(syf.21)

Celal ile Ceren

Kendimizden bir şeyler buluyoruz bu filmde öyle veya böyle .. Bol bol reklam var filmde ama mide bulandırmıyor doğal geliyor göze..Kızların o ilişkileri bittiğinde yaşadığı sümüklü evre aslında daha uzun sürer ve onun daha şiddetli hali ama bir yandan gerçekleri yansıttığını görüyoruz bir yandan zaman zaman en azından bayanlar için biraz argo kaçabiliyor.
Recep İvedik'ten sonra bence Şahan biraz daha iyi olmuş bunu görüyoruz artık biraz daha olay ağırlıklı hale gelmiş diğerinde argo ile gizliyordu eksikleri ama bu gelişimi fark ettim.
Celal sizce de biraz Recep gibi değil mi?Ama bizim Türk erkeğimizin içinde biraz Recep var bunu biliyoruz.Pek çok kızımızda Ceren..

"Herkesin Ceren'i vardır benim Ceren'imde sensin."diyor Ceren'e ve haklıda..Tabii herkes hayatta Celal'ini yada Ceren'ini bulamaya biliyor..
İzlemek istiyorsan izle..Gülersin ,sıkılmazsın..Pişman olmadım..
İyi seyirler..


18 Ocak 2013 Cuma

Success

Sanırım bu anı ne kadar büyük bir heyecanla beklediğimi söylememe gerek bile yok siz tahmin edin..Final sonucunda BB ile geçtim biraz daha iyi olabilirdi.Aslında 74 puan almışım ama total tabii biraz düşürüyor ziraa vizelerde biraz düşüklük Finger Testlerde eksiklikler vardı.Finger nasıl gözümden kaçtı hala anlam veremiyorum.
Serüvenin en başında ne olacağını hiç bilmiyordum yapabilir miyim yaparsam devamında ne yapmalıyım gibi çeşitli sorularım vardı.Ama bunun olacağına hep inandım.İnanmak başarmanın yarısı.
Hayat sadece kendi rolünüzü oynayacağınız bir yer.Ablam kendini kurtardı.Kız kardeşimde bana göre iyi bir alanda.Ama ben bilim üzerine mücadele veriyorum özellikle Türkiye gibi ülkelerde bilim 2.sınıf düzeyde maalesef. Ben bilim okuyup dershane öğretmeni olmak isteyen biri değilim.Doğduğum günden beri aşırı meraklı ve idealist bir kızdım.
Ben Madam Curie'nin kızlarındanım.Hayatımda pek çok şey akılcılık ve kuşkuculuk arasında gidip geldi.Bu bölüm belki bölümümle alakasız ama bunu kendim isteyerek aldım.Ve devamında ne yapacağımı düşünüyorum ve bu fikirlerim kendime kalmalı.Seneye kendi alanımdan bir ders alacağım ve ona yöneleceğim.Bu seneden daha iyi bir İngilizcem olacağına eminim..
Başka insanlar için belki küçük ama benim için büyük bir başarı.
Sertifikamız gelecek.
 Görmemişin sertifikası olmuş diyeceksiniz.Hayır!Biz bunu alırken kendimizi kanıtlamaya çalıştık bence.Bu sertifika bizim için bir Umut belgesi.
Umudumuz yükseldi o kağıtla..
Her şey ters gidiyor derken hemde.Özel hayatımda iyi olmadım belki ama eğitim anlamında yükselişe geçtiğim.Hatta geçtiğimiz bir sene bence.Nede olsa bu bölümü tek başıma okumadım..

Başarı anahtarını benimle paylaşan arkadaşıma selamlar..

Kendime hep dediğim ve masamın üstünde yazılı olan yazı;

"You have to believe yourself.Remember;You have got hands and eyes.You should study hard and want to result.."

17 Ocak 2013 Perşembe

Zarafet:Audrey Hepburn'un Hayatı-Donald Spoto

Sadece kitabı değil onun gözlerini görüyorum.Gözlerinin içini.Sanki o ölürken sayfalarda onun yatağının başında onu izliyorum..
Her zaman benim ,idolüm dediğim kişi olarak kalacak.
Artık zamanı gelmişti çok istememe rağmen bir türlü bu kitabı alamıyordum.Ama sonunda alıp okuyabildim..Kaç resmini paylaştım burada..Kaçını arşivledim koydum.Yatağımın başındaki Breakfast at Tiffany's in başındaki elbisesi ve uzun çubuklu sigarası bilgisayar ekranımdaki asaleti ile bana gülümsetiyor ve bir çok şeyi hatırlatıyor..

Bu kitabı okumadan önce sadece ona hayrandım.Sadece seviyordum..Ama okuduktan sonra kendimi onun ruhunda buldum.Benim gibiydi bir yanı.Belki beni en mutlu eden şeylerden biri Unicef için yaptıkları.Çünkü ben küçüklüğümden beri Unicef için hep çalışmayı istemişimdirim.Ve benim saygı duyduğum bir oyuncunun hele ki onu sayfalarca tanıdıktan sonra orada olduğunu görmek bende tarifsiz bir mutluluk yaşattı çünkü ben ona inanmıştım ve o inancımı haksız koymuyordu..

1929 da başlayıp 1993 senesinde son bulan bir ömürdü.Zarafet dendiğinde akla ilk gelen kişi oldu.Ne Marılyn Monreo gibi seksapalite ile ne Elizabeth Taylor gibi ateşli bir Kleopatra hayır Audrey çocuksu masumiyet demekti..
Uzun boylu,uzun boyunlu,büyük gözleri,narin gülümseyişi ile o ona verilen isimle "elf"ti..O her zaman aşkı arayan bir kızdı.Onu sarıp sarmalayacak.Kanatları altına alıp ısıtacak bir eş..Pek çok çocuk istemişti..İlk evliliğini Mel Ferrer ile yaptı..Mel ile bir çocukları oldu.Andrea Dotti ile evliliğinden bir çocuğa sahip oldu.
Her zaman asil,yumuşak başlı ve nerede durmasını bilen bir kadın oldu.Nazi işgalinde cesurca durdu.Mücadele verdi.Ömrünün son yıllarında Unicef için çalıştı.Kolon kanseri onu alıp götürdüğü o son an bile güzel gülümsemesiyle o çok istediği "melekler beni bekliyor.." meleklerine gitti..



Keder onun hep bir yanıydı..


George Peppard ve Audrey Hepburn(Breakfast at Tifanny's)

                                                                                            
 Humphrey Bogart,Audrey Hepburn, William Holden (Sabrina)

En güzel sözlerinden biridir.Ve asla haksız çıkmaz..

Mel Ferrer (War and Peace)



Mel Ferrer ve Audrey Hepburn




Bir güvercin gibi ürkek ve özgür bir kadındı..

Bisiklet sürmeyi çok severdi.Bu yüzden çekimler sırasında bol bol bisiklet sürdü..


Sean Ferrer( büyük oğlu)

Masamı süsleyen aynı zamanda kitabında kapağı olan resmi..Güzel gözleri sanki içine çekiyor..



Roman  Holiday


George Peppard ve Audrey Hepburn



Benim seçtiklerim;Bugün biraz geçmişe dönelim en sevdiklerimden


bana gerek cennet değil
sensiz cennet yanık kokar
çiçek açmış olay değil
çiçek zaten sende açar
çiçek zaten yine sen kokar

gündüzüm gecem mühim değil
gönül zaten seni arar
zaman akmış kolay değil
zaman zaten sende akar
sensiz zaman beni yakar

farkındamısın yokluğumun
farkındamısın solduğumun
farkındamısın nerde olduğumun

bana sensiz kalmak değil
sensiz günü görmek koyar

bana gerek cennet değil
sensiz cennet yanık kokar
zaman akmış kolay değil
zaman zaten sende akar
sensiz zaman beni yakar

farkımdamısın yokluğumun
farkındamısın solduğumun
farkındamısın nerde olduğumun

bana sensiz kalmak değil
sensiz günü görmek koyar


Neyleyim dogan günü 

Neyleyim sensiz gülü 

Geceler çogalirken aydinlik kar getirmezki 

Sevda bahçesinde 
Kurutulmus bir gül idim 
Beni sakla bir ömür sev diye diye ölendim 

Vazgeç gönül 
Vazgeç sesini duyan yok 
Bir yagmurun içinde 
Ates böcegi misali.. 
Bir yanip bir söndün 

Vazgeç gönül 
Vazgeç seni anlayan yok 
Bir yagmurun içinde 
Ates böcegi misali..

Bir yanip bir söndün 







Seni ilk gördüğüm an 
Kalbim duracaktı inan
Kor alevler içinde
Yanıyordum heyecandan
Seni ilk öptüğüm an 
Dudaklarım kalbimde
Seni beklemiş inan
Ölüyordum heyecandan, ölüyordum heyecandan
Beni yakan aşkın kurşun mu
Denizde yediğim vurgun mu
Ben aşık olmazdım ama 
Senin aşkın bir başka
Yaralı kalbim bir çare 
Buna merhem ne çare
Gel dokun bak sen de gör
Yaşanır mı bu dertle
Beni yakan aşkın kurşun mu
Denizde yediğim vurgun mu
Ben aşık olmazdım ama 
Senin aşkın bir başka




Sen gittin ya yaşantımın bir anlamı kalmadı,
Sen gittin ya pencereme bir kez güneş doğmadı. 
Sen gittin ya senden sonra mutluluğum olmadı,
Senle geçen günlerimin değerini bilmedim.

Özledim teninin kokusunu özledim,
Özledim sımsıcak sohbetini özledim,
Özledim sohbetini o sesini özledim,
Gelmedin gözbebeğim can yoldaşım gelmedin.

Sen gittin ya gözlerimde yaşlar bir an dinmedi,
Sen gittin ya ellerimden resmin bir an düşmedi,
Sen gittin ya o Gün bugün inan yüzüm gülmedi,
Gelmedin gözbebeğim can yoldaşım gelmedin..





Aklım başımda değil ki

Sebebini bilmiyorum

Bize nazar değdi inan
Adım gibi biliyorum

Yine bana haram geceler

Senin için ağlıyorum

Yar yine bana haram geceler
Senin için ağlıyorum

Yanıyorum yanıyorum

Ah yanıyorum yanıyorum

Yar yine bana haram geceler
Senin için ağlıyorum






Kalbimde bir sancı kaldı,
Çıkar kopsun yüreğimden at bir yere…

Kalbimde bir sancı kaldı,
Çıkar kopsun yüreğimden at bir yere…

Kendimden kopmuş neyleyim,
Acımaz ki benim bedenim…
Elinden olsun son nefesim…
Yaratmak dert değil tanrı için…
Sen iste ölürüm senin için…



Gölgeni bıraktım arkamdan geldi…
Benim her şeyim senmişsin sana anlattım…

Kendimden kopmuş neyleyim,
Acımaz ki benim bedenim…
Elinden olsun son nefesim…
Yaratmak dert değil tanrı için…
Sen iste ölürüm senin için…





Dize geldim anladım ki bu alem budur 

Yazamadım sevdiğime beş altı satır 

Neyse dedim de duruldum tutundum aşka 
Hem üzüldüm hem de üzdüm susaydım keşke 

Duman oldum o halimden eser kalmadı 
Aşkım figanım gülüm baharım 
Meyhanelerde sakiler derman olmadı 
Çok istedim olsun diye sensiz olmadı




Bana yine gül yüzünle gel tek sözümle gel 

Gözüm yolda gönlüm sende kaldı al da gel 
Yana yana yaz oldu kışım kor oldu düşüm 
Can yürekte yürek sende kaldı al da gel 

Geceleri gündüzlere katıp dururken 
Sıkılmadan orda burda atıp dururken 
Uzun ince bir yollarda kayarken alem 
Ne hallere düştük ulan durup dururken 


bak burda ne var
bir derin yara
bir bakış baktın yüreğim
döndü de kora

hangi aydaydık
günlerden neydi
bir gülüş güldün
tüm güller boynunu eğdi

bir acayip haldeyim
dinle bunları
bize demişler serseri
severim onları

ne güzel olmuş gök mavi
yeryüzü sarı
sen iste gelsin
gönlümün ilkbaharı


16 Ocak 2013 Çarşamba

obur-x

Gece gece Ramen yiyen Gülnihâl ;"Kızım senden adam olmaz o kadar spor yap ramen ye aferim kızımaaaa..."

Hala yiyor..


ihtiyat

ihtiyatla güvenli kollara sarılıyorsun
onların seni tanımayacağını unutarak
kendine mecalin yokken sevdaları
yarım kalmış kitap aralarında
yırtık insanlarda arıyorsun
seni tanıyan seni kollayan insana
uzaksın ve ona zaten tuzaksın
içinde yanan öfkeyi bastırıyorsun
olgunluğun ve dolgunluğunla
sanıyorsun
elinde kahve başını ayırmadan
yorgunluğun üstünde ama başın duman
aklın gidip geliyor
kalbin tıklım tıklım tren vagonu gibi
bir düdük çalıyor gönlünde
sen ihtiyatla güveni başka omuzlarda
arıyorsun
gülümsediğin yüzler ve tuttuğun onca el
ellerini karanlık mürekkep ve
kırmızı kurdele ile süslerken
sen güveni parçalanmış mısralarda
ve yitip gidenin ardında
arıyorsun
tökezledin ve düşüyorsun
ama suçu her zaman onda buluyorsun
çünkü sen kendine
inanıyor kalbini
unutuyorsun
yarım kalmış sevdanın ardından üzülmek
yerine kendine
ağlıyorsun
işte o yüzden sen her gün harap
oluyorsun.


Önce kendini sev

Kendimize hiç nazik davranmıyoruz çoğu zaman.Hep bir güvensizlik var içimizde.Kendimizi tam sevemiyoruz.Hep başkasını sevmek istiyoruz.Ama hiç içimize tam dönemiyoruz.İçimize döndüğümüzde içimizde yatan şeyin çırpındığını görüyoruz.Ve onun kollarından tutuyoruz.Nasıl hasretle boğazımıza sarıldığını ve saçlarımıza boynumuza gömüldüğünü görüyoruz.Önce kendimizi sevmeyi öğreniyoruz.Genelde kendini sevmeyen insanlar başkalarını sevemediklerinde, sorunun karşı tarafta olduğunu yada kalbinin sevme damarlarının tıkalı olmasından yakınırlar.Onlar objektif insandırlar.Sevmek zordur.Kitap okumak onlara sevmekten daha kolay gelir onlar herhangi bir hayvanı dahi büyükçe sevmezler çünkü aslında eksik olan kendilerini sevmedikleri yandır.
Gizledikleri bir yanlarını kimseye göstermek istemezler.Kılıfların arkasındaki aristokrat veya cool şahısa bürünürler.Biri onları doyasıya sevdiği zaman aslında tüm sevgiyi içlerinde hiç sevemedikleri kendileri almak ister ama o kadar bocalar ki bu sevgiye aynı ölçüde cevap veremez çünkü içi o sevgiyle dolsa bile kendine eksik kalır.
Önce kendini sevmeli insan.İçini tıka basa kendi ile doyurmalı.Kendine zalim olmamalı.Hayır asla kınar değil bu sözler.Kınamak değil.Eksikliği görmek.Çünkü eksik insanlar can yakar.Yakar ve fark etmezler.Eder ama önemsemezler.Onlar yapmadıkları her hareket için kendilerini üstün insan sayarlar.Halbuki gerçek acı çeken bağırır,çağırır,ağlar,kızar,döver,söver taki içindeki yangın sönene kadar.Bunu yapmayan acı çekmiyor mu demeyin?Çeker elbet ama oda kendi başına kaldığında ağlamaz mı?İçinden,bazen yanaklarını sıkarak içinden küfür edip beddua etmez mi sonra bedduasını geri çekmez mi?
İnsan önce kendini sevmeli.
Kendini sevip narsist olacak kadar değil kendine yetecek kadar sevmeli sonra bir balık sevmeli.Sonra bir dost sevmeli.Sonra bir aşık sevmeli.Önce kendini sevmeli.
Kendine güvenip hayata böyle göğüs germeli.
Hep iyikileri olmadıktan sonra insanın keşkelerle yaşamak sadece sersemlerin işi.İyikilerin her zaman keşkelere galip geldiği bir hayat yaşamalı insan.Geriye baktığında hala iyiki diyorsan büyüyorsun.En çirkin anlarına bile iyiki diyorsan olgunlaşıyorsun.
Her acı bir deneyimdir ve bunun için iyiki.
Her acımız kederimiz bizi mutluluğa aradığımız doyumsuz sevgilere bir gün daha yaklaştırıyor bu yüzden iyiki nefes alıyoruz iyiki.. 

“Çıkar şu güneş gözlüklerini” dedi adam. “Gözlerini ararken lafımı unutuyorum.”


15 Ocak 2013 Salı

Funny Face-Think Pink

                                                  Sevilesi bir sahnedir..Funny Face gibi..Herkes pembe giyecek..

14 Ocak 2013 Pazartesi

Bitti Sanırım

Aylar süren bir serüven vardı.Biz hiç bilgisayar programcılığı bilmeyen iki garip gitti buna yazıldık.Yazıldık derken baştan alayım.
Massachusetts Institute of Technology 'sine boyumuzdan büyük olmasına rağmen başvurup Computer Science and Programming aldık.Şu işe girene kadar güzel güzel dersleri yapıyordum ama sonra biraz boşladım neyse tamamlayacağım bu ay yavaştan yavaştan.
Yazılımın büyülü dünyası ile tanıştım.Ve tam bana göre işlermiş dedim.Toplulukla çalışmayı sevmiyorum.Bireysel olmayı seviyorum.Baklavacı kız olmanın en güzel kısmı tek başıma çalışıyor olmam..
Dün son Final Exam vardı ve bitti.Sanıyorum büyük ihtimalle biz geçtik ve çok mutluyum..Evet bölümümle hiç alakası yok aldığım dersin bölümümle alakalı olarak aldığım dersi sırf yazılım yapmaktan boşladım hiç bakmadım ve baya baya çakiş yaptım ondan..Seneye artık diyorum.
Hiç kod yazılım bilmeden bunu başarabilmemde hatta hiç kod bilmemize rağmen birlikte çalışıp bu belgeyi aldığımız Hae-Sin'e büyük büyük kucaklar.
Ayrıca ders çalışmalarımızda işe yarayan Starbucks'a teşekkürler sırf İnternet ve o mükemmel CaramelMachiato dan yararlandık.Bedava internetini çok kullandık.Kullanmadığımız vakit yoktur evdir orası.
Ayrıca biricik hocamız Eric Grimson'ı çok özleyeceğim aksanını ve ses tonunu hep sevdim.

Hayatta bir şey bilmiyorum yapamam diye bir şey yok tamam bizde süper notla geçmedik hatta son final exam benim hakkım dahi değil ama Problemler ,Finger'lar üzerine saatlerce yazılımlarla uğraştık ve bu işin güzelliğini gördüm..
En azından kendimce bir şeyler yapabilecek kadar bilgim var kim bilir belki devam etmek isterim.ama önce bundaki eksiklerimi tamamlamalıyım..
Chao tindande...

12 Ocak 2013 Cumartesi

Anna Karenina

Aslında amacımız CM101MMX'di ama akşamın körüne kadar tüm salonlar dolmuş.Tabii geriye güzel bir alternatif kalıyordu oda Anna Karenina..
Daha önceden Anna Karenina'yı okumuş ve izlemiştim.Yorumlarına göre görsellik ön planda diyordular.Haklıymışlar tam bir müzikal şov diyebilirim.Yalnız ben mi hasta oldum Vronsky'in o saçlarına ve bıyıklarına ki ben bıyık falan sevmem ama yakışana yakışıyor bu saçlar bıyıklar anlaşılıyor.Jude Law gibi bir adamı bu kel hale sokmak ilginç ama güzel.Keira 0 beden olarak bana itici gelse bile severim.Alexei karakteri kitaba göre ultra yumuşatılmış.Anna ise alta çekilmiş bu biraz konuyu yok etmiş ama görselliği kesinlikle mükemmel hatta ben danslara bayıldım.Vals'in dibine vurulmuş bu yüzden gideri var.Kitabı okuduysanız gidin derim tabii eksik bulursunuz.Ama bilmiyorsanız Anna'nın durumunu pek anlamaya bilirsiniz.Anlarsanız ama kitaptaki gibi hissedemeyebilirsiniz..

11 Ocak 2013 Cuma

Bir zamanlar

Hayatın bize ne getireceğini bilmezdik.Bir zamanlar sokakta oynamaktan eve gelmezdim.Gizmodak ve Usneb ne zaman zaman kavga etse hem sevinir hem üzülürdüm sonra Gizmodak ile pembe bir gül kopartır ve Usneb'e verirdik.Gizmodak"Özür dilerim affeder misin beni?" der ve gülü verirdi.Biz böyleydik işte daha belki 4 yaşındaydık ama aramızda çok güzel ilişkiler vardı.Sonsuz bir hayal gücümüz vardı her yaz akşamı uzay gemisi oynardık ve gerçekten kendimizi uzayda hissederdik.Yılan,seksek,plan,uzay,ip,ortada sıçan ve bisiklet&paten favorilerimizdendi.En geç bisiklet sürmeyi ben öğrendim.Ben kolay öğrenemiyordum.Çünkü ablam bana devamlı bağırıp dururdu.Bir gün Karub abim beni bisiklete bindirdi hiç unutmam Tahsin bakkalın önünde hatta o zamanlar Tansu Çiller afişleri vardı su deposu bulunan dev duvarların üstünde biraz anarşist söylemlerde vardı.Sabahın erken vaktiydi.Aşağı indik.Karub abi şöyle dedi,"Gülniş sakın korkma seni bırakmayacağım hadi sür.."ve inandım arkama devamlı bakıyordum evet oradaydı beni tutuyordu bir daha baktığımda aramızda uzun bir mesafe olduğunu gördüm gülüyordu."Akrub abiii geliyorum."ve neşeyle bisikleti döndürdüm ve yanına gittim..Hayatımda birinin beni salıvermesi beni ancak bu kadar mutlu edebilirdi sonunda bende öğrenmiştim.
Dedem, babam uzun iş dönemlerinde evde olmadığından aniden çıkar gelirdi.Babamın diktiği ve bahar aylarında açan benimde üstündeki reçine balları yediğim bir erik ağacı vardı.Onun önünden doğru elinde bir hasır çanta ile gelirdi.Balkondan onu izler heyecanla eve koşar "Dedem geldi anne." derdim.Ablam,kız kardeşim,annem ve ben..Bir ev dolusu dişi kapıya heyecanla koşardık.Dedemizi öperdik.Bilirdik ki içinde Nazilli simitleri ve bademli kurabiye olacaktı çünkü anneannem çok güzel yapardı.Dedemin tepesine koşar saldırırdık.Bazen kel kafasını öperdim bazen kafamı koskocaman karnına koyar bunu üç kardeş yapardık "Dede burada ne var?" derdik.Hep aynı soru ve sorunun cevabını bilirdik.Ve inanırdık.İnanırdım."Tavşan var sizin için büyütüyorum ya.." hepimiz hayretle "Nasıl yemek yiyorlar?" .."Ben besliyorum onları."der ve göbeğini gere gere gülerdi.Hayatımda yalanlarına severek inandığım en tatlı yalanı söyleyen insandı.Keşke daha çok öpseydim dedemi.5 ay geçmesine rağmen bir gün bile unutmadım dedemi her gün hatırlıyorum ve anladım ki birini hatırlarsanız asla ölmez..
Annem ablamla ikimize barbie bebek alırdı.Ablam bana "Hadi kıralım" derdi ben pek anlamasam bile kırardım sonra tam bir işkence kafasını ve kolunu takmak için uğraşır başaramaz "Anne...taksana "diye uzatırdım annem takmak için didinirdi.Evimiz dağda olduğu için bahar aylarında çintar(dağ mantarı),kekik toplamaya giderdik aslında yenilebilir tüm otları toplardık.Annem bana mantarları gösterip;"bunlar zehirli kızım yenmez aman dikkat et."derdi.Dağda büyümek muhteşem bir şeydi akan ufak su dereleri öyle temizdi ki parmaklarımı daldırıp oyunlar oynardım.
Bizim tek sırrımız tebeşir ve seksek mermerlerimizi sakladığımız dağdaki zulalarımızdı.Masumca büyüdük.Tüm kötülüklerden habersiz.Bu yüzden belki de hala çocuk kaldık hepimiz.Büyümek istemedik.Ömrümün en güzel zamanları..
Her sene okul aralarını sevinçle beklerdik çünkü dedemlerinin yanına Nazilli'ye gidebilir ve kuzenlerimizle oyun oynardık.Ben en çok Atayı severdim saatlerce arabacılık oynardık.Sonra birlikte uyurduk.Şimdi büyüdük.Büyümek kötüymüş anladım.Küçükken hayat karmaşık değil.Küçükken dedem arka bahçedeki tulumbayı doldurmamıza izin verirdi havuzu doldurmak için 5 çocuk  5 saat uğraşırdık sırayla çekerdik sonra dedem gelir ve motoru takıp hemen doldururdu.Sanırım bilerek canımıza okuyordu.Bize 2.katta gülüyordu belki de kimbilir..Tulumba suyu belki 5 derece biz kilot atlet havuza dalardık donmaktan önce geberir sonra alışırdık aslında şu an bana o kadar büyük gelmese de küçük bir çocuk için yeterince büyük 5 çocuk rahatça sığıyorduk.Genelde çıktıktan sonra grip olurduk ama vücudumuz direnç kazandı o sayede.Dedemin arka bahçesinde mandalina,limon,kırmızı erik,turunç ağaçları vardı ve tabii olmazsa olmaz üzümler dadanır yerdik.Dedem bizim için kayısı ağıcına salıncak kurardı biz sallanırdık o koca ağaç biz fazla kayısı yiyip 4 çocuk cırcır komasına girince dedem tarafından kesildi çünkü anneannem sabah kayısı reçeli,öğlen taze kayısı,ilkindi de kayısı hoşafı ve kayısılı kek,akşam kayısı yedirince durumu düşünün.Bize büyük bir sabırla din ve duaları öğretirdi hiç kızmadan zorlamadan.Keşke herkes dedem gibi olsa diyorum.Dedem güçlü bir adamdı.Uzun boylu ve cengaverdi dişleri o kadar sağlamdı ki kemikleri bile katır katır yerdi bazen bende eti kemiğiyle yemeye yüz tutunca annem "Aynı dedesi "der ama kimse dedem gibi yiyemez en azından ben öyle kalın kemikleri hiç kıramam.
Eve buruk bir üzüntüyle dönerdik dedem bize Nazilli simidi ve peynir alırdı.Sonra bizi yollardı.Babaanneme her hafta sonu giderdik ve bilirdik ki bize çikolatalı gofret almıştır.Her bayramda bize mendiller ve çoraplar verirdi birde sevgi.Sevgiden büyük hediye yoktur.Biz hep sevgi alarak büyüdük.
Babaannemden bana kalan anı kızılcık reçeli oldu dünyada hiçbir reçeli o reçel gibi sevmedim.Ben babaannemi kızılcık reçeli ile yaşatıyorum.Dedemi ile dünyadaki her şey ile..Babaannem aniden hasta olmuştu.Halbuki onunla Esmeralda izlerdik.Bir günde alzehimer olduğu ortaya çıktı.Bir anda artı vermiş.Hep geçmişi anlatırdı sonra öldü.Ayaklarını gördüm pespembe ve yumuşaktı.Babamın avuç içleri gibi yumuşak avuç içlerini ve damarlı incecik kollarımı hiç unutmam..O zamanlar çok küçüktüm.Hiç ağlamadım arkasından kabullenmedim.Hayır şaka yapıyordu.Her geçerken evinin balkonuna baktım biliyordum biz her giderken el sallardı ama artık çıkmıyordu ve bir gün kabullendim.Ağladım..Çocukken insan ölümü anlamıyor ama büyüyünce anlıyorsun.Sanki dedem hiç ölmez gibi geliyordu o koca bir dağ gibi başımızda dururdu hep.Bizim gizli dağımız.
Dedemin beni bisikletin önüne bindirip gezdirdiği günler.Dedemin bizim topumuzu patlatmak isteyen gıcık karşı komşusuna kızışı ve bizi koruyuşu,evimize çıkıp gelişleri,gür kahkahaları ve güzelim yörük sesi gözümün önünden gitmez..
Her bahar tüm çocuklar olarak dağda uçurtma uçururduk.Uçurtmayı uçurduktan sonra çimlere uçanıp gökyüzüne bakar "Sanırım Allah bu kadar büyük."derdim.Gökyüzü küçükken daha büyük..5 yaşındaki çocuk ne düşünebilirki..Her uçak geçerken sevinir ve el sallardım."Baba baba hadi gel bakın babam onun içinde."diye bağırırdım.Babamızı çok özlerdik babam apartmanın arkasından yorgun argın halde çantasıyla gelir bizi görünce yüzü parlardı babamın terli kokusunun burnumuza mutlulukla çekerdik.O eve çıkar biz oynardık ve hiç şaşırmadan babamın gür sesi duyulurdu "E..,Gülnihal,F.. derhal eve!" herkes gülerdi ama herkes babamdan ölesiye korkardı biz korkuyla eve koşardık çünkü dakik olmak evimizin baba prensibiydi.Ailecek birlikte olmaktan mutlu olurduk üç kız kardeş yıkanır sonra babamın dizlerinin önüne otururduk babam sırayla saçlarımızı tarar ,kurutur,örer ve bizi öpüp yatırırdı.Bir babanın kızlarına verebileceği en güzel şey sevgidir.Bizim babamız bunu hep hissettirdi..Babam hep kızları olduğu mutlu olduğunu söyler hala.Bugüne kadar ağzından hiç "Erkek çocuk olsaydı."lafı duymadık hep "İyi ki kızlarım oldu."der hatta benim doğumuma yakın hep kız olmam için dua etmiş..
Küçükken hep "babam gibi bir erkekle evlenicem" derdim.Kızlar hep babalarına benzer erkekleri severler..Ablama bakıyorum da pek yanıltıcı bir söz değil doğru bir söz olduğunu görüyorum..Babam eve gelince dağa mangala giderdik babam elleriyle soslar yapar etleri hazırlar bizim için dilip yedirirdi.Radioda şarkı açarlar annemle o şarkıları söylerdiler.Biz en çok et yeme müsabakası yapardık.Hatta üç kıza karşı babam en hızlı yeme yarışması yapardık ve bizim bıdık F. babamı bile yenerdi sanki ağzı minik bir bebek ağzı değilmiş gibi.Hiç unutmam babamla yarışıyorlardı ve bir seferde kocaman bir portakalı yutmuştu nasıl oldu hala anlam veremiyorum ama babamdan 50 kuruş almıştı o zamanlar ,anatomi bilimi bile eminim bunu açıklayamaz..
Annem hep saçlarımızı küt yapardı ve biz ağlardık.Sonra bize prenses elbiseleri giydirirdi."Saçlarınız gürleşsin diye annecim."derdi.Benim biraz fazla gürleşti sanırım..Sağol anne..
Her kış bit mevsimi yaşardık.Tam bir işkence..
Annem bir gün delirdi.Kadın haklı olarak bıkmıştı.Kafamıza gaz yağı bile sürüyordu tamam geçiyordu ama bit salgını olan bir zamandı ve devamlı bit geliyordu.Annem artık zıvanadan çıkmıştı ve karşı komşunun kızının kafasına böcek öldürücü detan sıktığını öğrendi.Kafalarımıza sıktı ve eşharpla sıktı kafamızı, deli yanıyordu resmen derilerimiz kalktı desem yalan olmaz fakat sonunda kurtulmuştuk.Annem tabii hiç kimseye bitlendiğimizi hiçbir zaman söylemedi.Yıllar sonra mahalledeki teyzeler şöyle dediler;"Bizim çocuklarda bitliydi hep onları temizliyorduk ama annen çok titiz ve bizimkilerin bitli olduğunu öğrenince sizi eve kitler diye söylemiyorduk."cidden kitlerdi eminim hayatta yaklaştırmazdı bizi..
Şimdi çocukluğuma baktığımda hep güzel anılar biriktirmişim diyorum.
Böyle güzel bir çocukluk yaşadığım için Allah'a şükürler olsun..
Ömrümün en güzel 12 senesine..
Bir zamanlar ve hala kullanılmakta olan bana verilen iğrenç ve normal lakaplar;
Gülniş(Favoridir sadece çocukluk mahalle arkadaşlarım ve teyzeler tarafından kullanılır+ailem)
Günlük defter
Günlük yağ
Günlük süt(Hala annem diyor :'(   )
Günlük serileri Nezihi adında sınıf arkadaşım tarafından çıkartılmış olup annem tarafından devam ettiriliyor..
Kedi(Annem)
İğne(Annem)
Asil at(Annem)
Nur gibi Nihalim,Ay gibi Nihalim(Annem)
Mavişim(Babam)
Ak kızım(Babam)
Pak kız(Anneannem)
Gül Hanım(Dedem)
Ay yüzlü kız(Öğretmenim 1.)
Çimen(Matematik Öğretmenim)
Yoğurt çanağı(Ablam)
Blanki(Kardeşim)
Aşkım,Kardeşimmmmmm( Kardeşim)
Yankım(Kardeşim)
Jelibonlu pastam(Gülin)
Bebecik(Tu.)
Feriğim,Sunçao,Serçe,Sarı kedi(Sunbaem)
Gülüm(Er Ryan)

Gördüğünüz gibi ilginç lakaplarım var kim bilir daha niceleri vardır.Bunları söylemeyi başarabilen insanlar zaten can ciğer kuzu sarmam olduğundan izin veriyorum.Aslında yüksek dozda kimse adımı bozamaz ama bunlar doğduğumdan beri artık üstüme yapışmış.Hoş bende;

Aşkım(Annem)
Nilgünüm gülüm ayım her şeyim(Annem)
Ada(Babam)
Emiliy(Ablam)
Blinki,:Kardeşiiiiiiiiimmmm,Sarı papatyam(Kardeşim)
Sunbae,Sarı serçe(Sunbae)
Er Ryan(Er ryan)
Usneb
Gizmodak
Sell,Selocan(Selin)
Yeşil başlı göven ördeğim,Teyzesinin kınalı kuzusu,Teyzesinin erkeki,Erkek kuşum,Mıncırık kuşum,Minik pandam,Teyzen sana kurban olsun güzel bakışlım (Biricik tek canım bebeğim canım yeğenimin teyzesinden en çok duyduğu sözler)